Değerli dostlar ve kahraman silah arkadaşlarım, acımasızca yıpratılmaya çalışılan kalemizi gözümüz gibi korumamız gerektiğini her fırsatta sizlerle paylaşmaktayım. Ancak Kutsal camiamızdan olmayan Adnan PELVANLAR’ a ait aşağıdaki yazıyı okuyunca çok etkilendiğimi ve içimin oldukça burkulduğunu itiraf etmeliyim. Sayın PELVANLAR’ in bizim adımıza dile getirdiklerini takdirle karşılamakla birlikte , hala olaylara sessizliğimizin (!) şaşkınlığını yaşıyorum.
Malumunuz olduğu üzere kanımızdan beslenen sapkınlarca ‘cazibeli coğrafyamız’ Emperyalistlere yangından mal kaçırılır gibi satılmaktadır. Dünyada bizden başka bağımsız yaşayan ülke kalmadığını sakın aklımızdan çıkarmayalım. Kahraman Askerimiz sayesinde Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün bizlere emanet ettiği bu kutsal topraklarda 87 yıldır huzur ve güven içinde uyuyoruz.
Kan emiciler bunu fark etmiş olmalı ki, bitaraf (Atamıza bağlı) olan son kalemizi bertaraf ederek hedeflerine kısa zamanda ulaşmak istemektedirler. Ne zaman ki asker yasalarla tayin edilen asli görevlerini yerine getirecek girişimde bulunuyor , hemen Okyanus ötesinden günün acımasız silahları ateşleniyor. ‘Seçimle gelen iktidarın yasal olmayan yollarla indirilmesi’ senaryosu ve Ergenekon muamması (!?) devreye sokuluyor.
Okyanus ötesi dedim de aklıma geldi. Bütün dostlarıma Sayın Mustafa BALBAY’ in ZULÜMHANE’ adlı kitabını okumasını öneririm..Özellikle 78 ve 79’cu sayfaları okuduğunuzda Edelman’ı daha yakından tanıma , sahte darbe notlarını kimlerin tezgahladığını ve WikiLeaks gerçeğini öğrenme imkanı bulacaksınız.
Şimdide Yasalarımızın TSK’ ya verdiği görevlere bir göz atalım.. Anayasa’nın 117’nci maddesine dayanılarak TSK İç Hizmet Kanununun 35 maddesinde ve İç Hizmet yönetmeliğinin 85 maddelerinde askerin (Türk Milletinin) görevleri açıklıkla belirtilmiştir. ( yazının sonundadır)
Fakat içim yanarcasına belirtmeliyim ki, göz bebeğimiz olan Yüce Silahlı Kuvvetlerimiz, tarihin hiç bir döneminde Akbabalarca bu kadar baskı altına alınmamıştır. Ayrıca kutsal ocağa uzun yıllar hizmet etmiş bizlerden , hiç utanmadan içine düştüğümüz ‘kahredici ortama’ sessiz kalmamız istenmektedir. Acımasızlar, biz emeklilerin etkinliğinin yalnız kalem kullanmakla sınırlı olduğunun bilincindedirler. Bir de buna satılmış medyanın baskıları eklenince sınırlı mücadelemizde çoğalmakta ve dolayısıyla etkin olmakta zorlanıyoruz.
Ülkenin korunmasında ve kollanmasında birinci dereceden sorumluluğu olanlar da, susmaya devam ederse eğer, arkamızda ülkemizi savunacak güç bulmanın imkanı olmayacaktır.
Yine yazılarımda Asker olarak Beklemenin (!) ve Bilinçli sessizliğin(!) günümüz savaşının ilk ve en önemli kuralı olduğunu sıkça dile getirdiğimi bilirsiniz.. Ancak ‘insaf be kardeşim’ dedirtecek şekilde askerin üzerine gidilmesi , sabır taşını bile çatlatacak seviyeye gelip dayanmıştır.
Geceleri Türklüğünü unutan vatansızların, Türk Silahlı Kuvvetlerini sindirmek ve etkisiz hale getirmek istemeleri , Türk Milletini yüreğinden hançerlemektedir. Ayrıca biliyorsunuz gizli güçlerden nemalı ayarlı basın mensupları , meydanı boş bularak zehir saçan kalemleriyle Türk askerine yükleniyor da yükleniyor. Ülkenin korunup kollanmasında önemli görevleri olan askerimizin gurur ve onurunun bu derece ayaklar altına alınışı kabul edilebilir mi sorarım sizlere?..
Dokunaklı gelişmeler karşısında Kutsal ocağa özveriyle hizmet vermiş bizlerin , sessizliğinin altında yatan nedenleri bilmesi en tabii hakkı değil midir? Gerçekleri bildiğimizde biraz olsun yüreğimize su serpileceği göz ardı edilmemelidir..
Ha.. Bu arada bizlere düşen görevleri de tekrar dikkate almak zamanıdır...
Ülkenin hazin durumu karşısında önemli olan; TESUD’ a ADD’ ye ve benzeri sivil toplum kuruluşlarına üye olan biz askerlerin aşağıda dile getirilenlere şu ana kadar ne yaptığıdır(!).
Yine önemli olan; ruhumuzu karartan , ülkenin ışığını söndürmeyi, rejimini değiştirmeyi hedefleyen düşmanların (!) yaptıkları karşısında Türk Milleti olarak şu anda ne yapmakta olduğumuzdur(!)..
Keşke her zaman olduğu gibi aşağıdaki yazıyı da elimin tersiyle itebilecek gerekçelerim olsaydı. Ama gerçeklere ne kadar sırtımızı dönebiliriz ki? Yurdunu ve insanını seven bir Türk vatandaşı olarak uzun zamandır TSK' in suskunluğunun arkasında kabul edilebilir bir neden vardır diye umutla beklemekteyim.
Umutlarımızı umutsuzluğa dönüştürmek , bizleri çökkünlüğe sürüklemek kimsenin hakkı olmamalıdır.
Değerli silah arkadaşlarım, ölene kadar değişmeyecek ilkelerimizi ne çabuk unutur olduk...Benim hala içimde sönmeyen ilkelerimden ilki, askerin siyaset yapmaması ve fakat olayları çok yakından takip etmesidir. Burada bir sorun yoktur.
Ülke çıkarı söz konusu olduğunda güven sorunu yaşayan siyasilerin (!?)ruhunu okumanın, niyet ve maksatlarını bilmenin ve ona göre tavır koymanın ‘Siyaset yapmak’ olmadığını, bilakis asli görevin ifası olduğunu savunurum ben. Burada da sorun yok gibi görülüyor.
Ama bu vatan hepimizindir.
Bunun bilincinde olan TSK’ in Vatan savunması söz konusu olunca yerinde ve zamanında gerekli müdahaleleri yapacağına , ümidi tükenmiş , kanı çekilmiş Türk insanını ayağa kaldıracak taze kanı zamanında vereceğine inanırım ben. Yalnız burada zamanlama konusunda çekincelerim vardır benim.(!)
Ümitsiz olmamamız gerektiğini , içinde bulunduğumuz çıkmazdan bizleri kurtaracak Türk Silahlı Kuvvetlerinden , milleti şahlandıracak kararların iyi bir zamanlamayla alınacağına adım gibi inanıyorum..
Bunun darbeyle, müdahaleyle uzaktan yakından alakası olamaz..
Söz konusu olan vatanı dış ve iç düşmanlardan korumak ise gerisi teferruattır. Unutmayalım ki; kutsal ocağın yıkılması , büyük zorluklarla kurulan , uğrunda sayısız şehitler verilen Türkiye cumhuriyetinin tarihten silinmesi anlamına gelecektir.
Sonuca gel derseniz , Ülkemizin En Güvenilen Ve En Etkin Kalesi , Kahraman Türk Ordusudur. Ve bu kaleyi hiç kimse yok etmeye muktedir olamayacaktır (Nokta..) 03 Ocak 2011 İZMİR
Saygılarımla.
Fevzi MORAY
*****
Sayın PELVANLAR’ in Özgeçmişi : Deneyimli bir siyasetçidir.Uzun süre MHP'de fiilen siyaset yapmıştır., Osman PAMUKOĞLU Paşa'nın kurduğu Hak ve Eşitlik Partisinin kuruluş aşamalarında büyük hizmetleri bulunmuştur. Dürüst , doğrucu bir karaktere sahip olduğu Türk kamu oyunca dile getirilmektedir.
NOT:
İç hizmet kanunu 35 Madde: ’Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.’
İç hizmet yönetmeliği 85’inci madde : ’Vazifesi, Türk yurdu ve Cumhuriyetini içe ve dışa karşı lüzumunda silahla korumak olan, Silahlı Kuvvetlerde her asker kendine düşeni öğrenmeğe ve öğrendiğini öğretmeğe ve icabında son kuvvetini sarf ederek yapmaya mecburdur.’
Adnan PELVANLAR
Emekli general, subay ve astsubaylarımıza,
Geçenlerde bir grup emekli astsubay özlük hakları ile ilgili isteklerini miting yaparak duyurdular.
Astsubaylarımız kendi maddi çıkarları için sokaklara döküldüler.
Emekli general ve subaylarımızdan bu konuda bir ses yok. Demek ki emekli maaşlarından memnunlar.
Zaten bakıyorum bilhassa üst rütbeli subaylar, generaller gayet rahat bir hayat sürüyorlar. Ortalıkta görünmemelerinin nedeni herhalde bu diyorum…
Ülkenin sorunları karşısında kasaba, kasaba gezen, TV’den TV’ye geçen kaç general ve subayımız var? Em. Tümgeneral Osman Özbek, Em. Albay Erdal Sarızeybek, Em. Tümgeneral Armağan Kuloğlu başka da aklıma gelen isim olmadı… Ayrıca Parti kurarak farklı bir mücadele yolu açan Em. Tümgeneral Osman Pamukoğlu. Sayıları 5 veya 6, bilemedim 7, hepsi bu kadar… Bir de internet üzerinden seslerini duyurmaya çalışan çok az sayıdaki emekli subaylarımız.
Tabii bu arada saçma sapan konuşan generaller hariç… Her şeyleri Fenerbahçe olanlar gibi…
1950’lerde emekli olana generallerin geçimlerini sürdürmek için kitap tercüme ettiklerini biliyoruz. Acaba 1960 darbesinde bu düşük maaşların etkisi var mıydı?
Konu para olunca sokaklara dökülen astsubay kardeşlerimizin; cezaevinde suçsuz yere yatan silah arkadaşlarının hakkını aramak akıllarına gelmez mi? Silivri’ye gidip duruşmalarda bulunup destek vermek akıllarına gelmez mi? Özlük haklarınız düzelirse sizler de ortadan kaybolacak mısınız?
Ey emekli general ve subaylarımız sizler neredesiniz? Yazlıklarınızda, çiftliklerinizde, sahil kenarındaki evlerinizde mi?
Türk Silahlı Kuvvetlerinin tesislerinden yararlanıyorsunuz… Orduevlerine girip çıkıp, kalıyorsunuz…
Demek ki keyifler yerinde…
Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sürdürülen operasyonlara ne diyorsunuz? Bunlar sizi rahatsız etmiyor mu?
Emekli maaşlarınıza yeterli zam alamazsanız ne düşünürsünüz? Sokaklara dökülür müsünüz? Zammı aldıktan sonra tekrar evlerinize mi kapanırsınız?
Emekli general, subay ve astsubaylara sesleniyorum;
• Suçsuz yere cezaevinde yatan silah arkadaşlarınız için bir şeyler yapmak içinizden gelmez mi?
• Halkımızın, Ordumuza karşı olan güvenini sarstılar, kalkın insanlarla konuşun, kaybedilen güveni tekrar kazandırın…
• Toplantılar düzenleyin, insanların katılımı için çalışın… Mitingler yapın…
• Silivri’deki duruşmalara katılın, destek verin, moral verin…
• Tutuklu silah arkadaşlarınızın aileleri ile dayanışma içinde olduğunuzu tüm iletişim araçlarını kullanarak herkese gösterin…
• Hiçbir şey düşünemiyorsanız, yapamıyorsanız bari Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk adlı eserini okuyun… Belki yararı olur…
Not: Tüm emekli ordu mensuplarına iletilmesi rica olunur.
"BENİ İNKÂR EDECEKSİNİZ. HATTA BÜHTANLA YADEDECEKSİNİZ. HİNT'E, YEMEN'E VE MISIR'A GİDEN FİKİRLERİM, ORADA FİLİZLENEREK GELİP SİZİ BOĞACAKTIR." MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL.
________________________________________
Pazartesi, Ocak 03, 2011
Pazartesi, Aralık 27, 2010
YENİ YILINIZI KUTLARKEN (!?)
Yeni yılınızı kutlarken (!?) hüzünlüyüm ama ümitsiz değilim.
Sevgili dostlarım ve kahraman silah arkadaşlarım, bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi sıkıntıların ve acıların yüreklere kazındığı bir yıl oldu.
Teokratik baskıların arttığı , ekranlardan gözümüzün içine bakılarak yapılan şantajların , tehditlerin havalarda uçuştuğu bir yıl oldu. Özellikle göz bebeğimiz gençlerin gösterdiği direnç karşısında doğal olarak Terör ve terörizm kendini yoğun şekilde hissettirdi bu yıl..
Türkiye Cumhuriyetinden maaş alıp Türk olmaktan utanç duyan millet vekillerinin itirafları içimizi acıttı , sırtımızdan hançerledi bu yıl bizleri..
Neler mi söylediler?
Milli duygularımızı kamçılayan “Ne mutlu Türk’üm diyene ve varlığım Türk varlığına armağan olsun” gibi anlamlı Türklük kavramlarını ‘Ben Türk değilim ki neden varlığım Türk varlığına armağan olsun’ diyerek çiğneyip geçtiler. Barındıkları bu kutsal topraklara ihanet ettiler..
Yine bu yıl ve bu ülkede suçu kanıtlanmamış insanlar acımasızca zulümhanelerde tutulmaya devam ediliyor. Demokrasinin güvencesi olan Adalet kurumu , adaletsizliklerin hüküm sürdüğü yere dönüştü.
Emniyet örgütümüz , dünyanın en güçlü askerinin görevlerini yapmak üzere tarihinde görülmedik kadar güçlendiriliyor. Bu güne kadar içte çıkarılan isyanları bastırması gereken ve İç İşleri Bakanlığına bağlı olarak çalışan Emniyet ve Jandarma teşkilatının neden görevini yapamadığını artık hepimiz biliyoruz.
Çünkü Küresel Jandarma, demokratik ortamı yaratan ülkelerin huzurlu ve başarılı olacağını çok iyi biliyor. Her geçen gün Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyetinin yok edilmeye çalışıldığını artık görmeli ve Teokratik rejimin ayak sesleri duymalıyız.
Çizdiğim karanlık tablonun 2011 yılında aydınlığa dönüşeceğine yürekten inanıyorum. Zira bu ülke Türkiye Cumhuriyetidir. Bizler sağ oldukça da kimse bu yüce Türk Devletini ortadan kaldırmaya muktedir olamayacaktır.Bu duygularla hepinizin yeni yılını tekrar kutluyorum.
Sevgiyle, Sağlıkla ve Umutla kalınız.
Fevzi MORAY
Sevgili dostlarım ve kahraman silah arkadaşlarım, bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi sıkıntıların ve acıların yüreklere kazındığı bir yıl oldu.
Teokratik baskıların arttığı , ekranlardan gözümüzün içine bakılarak yapılan şantajların , tehditlerin havalarda uçuştuğu bir yıl oldu. Özellikle göz bebeğimiz gençlerin gösterdiği direnç karşısında doğal olarak Terör ve terörizm kendini yoğun şekilde hissettirdi bu yıl..
Türkiye Cumhuriyetinden maaş alıp Türk olmaktan utanç duyan millet vekillerinin itirafları içimizi acıttı , sırtımızdan hançerledi bu yıl bizleri..
Neler mi söylediler?
Milli duygularımızı kamçılayan “Ne mutlu Türk’üm diyene ve varlığım Türk varlığına armağan olsun” gibi anlamlı Türklük kavramlarını ‘Ben Türk değilim ki neden varlığım Türk varlığına armağan olsun’ diyerek çiğneyip geçtiler. Barındıkları bu kutsal topraklara ihanet ettiler..
Yine bu yıl ve bu ülkede suçu kanıtlanmamış insanlar acımasızca zulümhanelerde tutulmaya devam ediliyor. Demokrasinin güvencesi olan Adalet kurumu , adaletsizliklerin hüküm sürdüğü yere dönüştü.
Emniyet örgütümüz , dünyanın en güçlü askerinin görevlerini yapmak üzere tarihinde görülmedik kadar güçlendiriliyor. Bu güne kadar içte çıkarılan isyanları bastırması gereken ve İç İşleri Bakanlığına bağlı olarak çalışan Emniyet ve Jandarma teşkilatının neden görevini yapamadığını artık hepimiz biliyoruz.
Çünkü Küresel Jandarma, demokratik ortamı yaratan ülkelerin huzurlu ve başarılı olacağını çok iyi biliyor. Her geçen gün Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyetinin yok edilmeye çalışıldığını artık görmeli ve Teokratik rejimin ayak sesleri duymalıyız.
Çizdiğim karanlık tablonun 2011 yılında aydınlığa dönüşeceğine yürekten inanıyorum. Zira bu ülke Türkiye Cumhuriyetidir. Bizler sağ oldukça da kimse bu yüce Türk Devletini ortadan kaldırmaya muktedir olamayacaktır.Bu duygularla hepinizin yeni yılını tekrar kutluyorum.
Sevgiyle, Sağlıkla ve Umutla kalınız.
Fevzi MORAY
Salı, Aralık 14, 2010
Türk Askerini Tanıtmaktır gayemiz. F.MORAY
(........) TÜRK ASKERİNİ TANITMAKTIR GAYEMİZ. F.MORAY
Değerli dost ve kahraman silah arkadaşlarım, kısa süre önce aile efradımı ilgilendiren hususları sizinle paylaşırken tek çekincem yanlış anlaşılırım düşüncesiydi. Paylaştıklarımın bir kısım insanlarca “reklam yapıyorlar” şeklinde algılanacağıydı. Kesinlikle bu düşüncede olmadığımı bilmenizi isterim. Paylaşmak istediklerim yazımın ‘ana başlığında’ gizlidir. Şimdi yaptığım ise gizlenmiş gerçekleri sizlerle paylaşmaktır. Bu nedenledir ki benim davam daha geniş ve şümullüdür.
Savaşta ölmeden öldürmek, görülmeden görmek ve vurulmadan vurmaktır görevimiz.
Yani nereden bakarsanız kan vardır yaşamımızda. Ancak kandan görülmez hal almış görevin altında gizemli ve bir o kadar da ilgi çeken bilinmeyenler vardır. O nedenle yazmaktayım..
Bu düşünceye atlayanlar (!) maalesef olayları dar açıdan değerlendirmektedir. Son zamanlarda yoğunlukla kendini ve vatanını inkar edenler(!) halkın kafasını kirli fikirlerle ablukaya almaktadırlar. Dünyanın kurduğu baskılara teslim olan içimizdeki bu sapkınlar , Türk Silahlı kuvvetlerini toplumun gözünden düşürmek adına akıl almaz dolapları her gün evlerimizin ekranlarından, bir yerlerden destek almışçasına ve pervasızca beyinlerimize çakıyorlar.
İşte bu nedenlerle kapalı kutu görünümünde olan TSK’ in içindeki tertemiz beyinleri, muhteşem meziyetleri sizlerle yeri geldiğinde paylaşmaktır tek amacım.
Kimi ayarlı basın mensupları(!) , medyanın yazar kasaları(!) emekli olan askerler için utanmadan ve küstahça “ Askerlikten başka ne bilirler ki, siyasetle uğraşmak emekli olduktan sonra yapmayacakları tek şey olmalıdır. Yapacakları ise , Ordu evlerinin ucuz mekanlarında ömürlerinin kalanını tüketmeleridir.” diyebilmektedirler.
Askerlik , para ve pulla ölçülmeyecek kadar kutsal , bir o kadar da meşakkat, özveri , bilgi ve beceri isteyen önemli bir kurumdur.
Kutsal ve gizemli yuvanın içinde bir ömür tüketen biz askerlerin tanıtımında maalesef bu güne kadar pek başarılı olunduğu söylenemez.. Bu nedenledir ki bir yerde kapalı kutu içinde kalan yaşamımızı milletimizle paylaşma mücadelesi vermekteyim.
Yine bu nedenledir ki yapmaya çalıştığım ; Silahlı Kuvvetlerden emekli olmuş bir Türk subayı olarak dünyanın en etkin silahlı gücü olmayı başarmış askerimizi hedef kitleye doğru tanıtmaktır.
Sizlerle paylaşmak istediklerimi hünerle siz sevgili dostlarıma sunan kıymetli silah arkadaşım Ali Karaman hakkında düşüncelerimin bilinmesinde önemli faydalar görmekteyim.
Şimdi yazımın önemsediğim ana bölümüne geçebilirim..
***
Sevgili dostlarım teşekkürüm çok değerli kardeşim , kahraman silah arkadaşım ve yetenekli insan Ali KARAMAN’ a dır. Aynı zamanda kendisine ait sitenin de Anchorman'i olan , Ali KARAMAN' a bu vesileyle sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
Dikkat ederseniz Anchorman diyorum..Türk Silahlı kuvvetlerinde savaşçı bir sınıfından ( Piyade) Anchorman olabilme vasıflarına sahip bir insan çıkabiliyorsa daha nice güzel meziyetlere sahip askerlerin olduğunun bilinmesi için yazıyorum bu satırları.
Böylesine üstün meziyetlere sahip değerli silah arkadaşım Ali KARAMAN’ a Klip’in hazırlanmasında maalesef yardımcı olamadım. Buna rağmen , bilgisayar yeteneğini kullanarak biz MORAY ailesini ve 68 kuşağını 70'li yıllara taşıyan bu gösterimi hazırlamıştır. . Bundan ötürü kendilerini hem kutluyor hem de sağlıklı , mutlu ve güzel bir ömür diliyorum.
Ben sevgili Ali Karaman kardeşim gibi üst seviyede bilgisayarı kullanma yeteneğine sahip değilim. Bu satırları; Türk Silahlı kuvvetlerine bu kadar uzun süre hizmet edip sivil yaşamda da adını altın harflerle yazdıran nice Ali Karaman’ların olduğunun bilinmesi için yazıyorum.
Kadim dostum Ali KARAMAN her zaman olduğu gibi yine günümüzün teknolojisini bilerek ve iyi yönde kullanarak klipin sunumunda şahikalar yaratmıştır..Sahibi olduğu siteye de bu anlamlı anıyı taşıyarak özellikle MORAY ailesini yüceltmiştir.
Türk Silahlı kuvvetlerinin kutsal mekanında bir ömür tüketen bendenize gelecek olursak, bir evvelki yazımda MFÖ ‘in (Mazhar ,Fuat ve Özkan) katkılarıyla hazırlanan plaktan bahsetmiştim. Askerlik arkadaşım Ali Karaman’ın katkılarıyla hazırlanan kardeşime ait o 45’liği, ilgi duyan, nostalji yapmak isteyenler için aşağıda sunuyorum..
En içten sevgi ve saygılarımla..
Fevzi MORAY
Emekli bir asker
NOT: anchorman : “Güven veren adam", haberleri sunan, yorum getirebilen , sözü senet olan kişi sakalıyla kılığıyla kıyafetiyle güven veriyorsa izleyiciye o kişi anchorman olarak nitelendirilebilir. sözü senet kıvamındadır.
Nostalji - Nur MORAY - Gerçek Sevgi Albümünden (tıklayınız)
****
Ali Karaman Değerli Arkadaşım Fevzi MORAY’ in kardeşi, Barış MANÇO ve Kurtalan Ekspres Orkestrasından Nur MORAY’ in 1970’li yıllara damga vuran bu şarkısını beğeneceksiniz.
http://akrmn67.azbuz.ekolay.net/blog/yazi/oku/5000000013462987/MUZIKTEN-GUC-ALAN-MORAY8217LAR-Fevzi-MORAY ( tıklayınız)
Değerli dost ve kahraman silah arkadaşlarım, kısa süre önce aile efradımı ilgilendiren hususları sizinle paylaşırken tek çekincem yanlış anlaşılırım düşüncesiydi. Paylaştıklarımın bir kısım insanlarca “reklam yapıyorlar” şeklinde algılanacağıydı. Kesinlikle bu düşüncede olmadığımı bilmenizi isterim. Paylaşmak istediklerim yazımın ‘ana başlığında’ gizlidir. Şimdi yaptığım ise gizlenmiş gerçekleri sizlerle paylaşmaktır. Bu nedenledir ki benim davam daha geniş ve şümullüdür.
Savaşta ölmeden öldürmek, görülmeden görmek ve vurulmadan vurmaktır görevimiz.
Yani nereden bakarsanız kan vardır yaşamımızda. Ancak kandan görülmez hal almış görevin altında gizemli ve bir o kadar da ilgi çeken bilinmeyenler vardır. O nedenle yazmaktayım..
Bu düşünceye atlayanlar (!) maalesef olayları dar açıdan değerlendirmektedir. Son zamanlarda yoğunlukla kendini ve vatanını inkar edenler(!) halkın kafasını kirli fikirlerle ablukaya almaktadırlar. Dünyanın kurduğu baskılara teslim olan içimizdeki bu sapkınlar , Türk Silahlı kuvvetlerini toplumun gözünden düşürmek adına akıl almaz dolapları her gün evlerimizin ekranlarından, bir yerlerden destek almışçasına ve pervasızca beyinlerimize çakıyorlar.
İşte bu nedenlerle kapalı kutu görünümünde olan TSK’ in içindeki tertemiz beyinleri, muhteşem meziyetleri sizlerle yeri geldiğinde paylaşmaktır tek amacım.
Kimi ayarlı basın mensupları(!) , medyanın yazar kasaları(!) emekli olan askerler için utanmadan ve küstahça “ Askerlikten başka ne bilirler ki, siyasetle uğraşmak emekli olduktan sonra yapmayacakları tek şey olmalıdır. Yapacakları ise , Ordu evlerinin ucuz mekanlarında ömürlerinin kalanını tüketmeleridir.” diyebilmektedirler.
Askerlik , para ve pulla ölçülmeyecek kadar kutsal , bir o kadar da meşakkat, özveri , bilgi ve beceri isteyen önemli bir kurumdur.
Kutsal ve gizemli yuvanın içinde bir ömür tüketen biz askerlerin tanıtımında maalesef bu güne kadar pek başarılı olunduğu söylenemez.. Bu nedenledir ki bir yerde kapalı kutu içinde kalan yaşamımızı milletimizle paylaşma mücadelesi vermekteyim.
Yine bu nedenledir ki yapmaya çalıştığım ; Silahlı Kuvvetlerden emekli olmuş bir Türk subayı olarak dünyanın en etkin silahlı gücü olmayı başarmış askerimizi hedef kitleye doğru tanıtmaktır.
Sizlerle paylaşmak istediklerimi hünerle siz sevgili dostlarıma sunan kıymetli silah arkadaşım Ali Karaman hakkında düşüncelerimin bilinmesinde önemli faydalar görmekteyim.
Şimdi yazımın önemsediğim ana bölümüne geçebilirim..
***
Sevgili dostlarım teşekkürüm çok değerli kardeşim , kahraman silah arkadaşım ve yetenekli insan Ali KARAMAN’ a dır. Aynı zamanda kendisine ait sitenin de Anchorman'i olan , Ali KARAMAN' a bu vesileyle sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.
Dikkat ederseniz Anchorman diyorum..Türk Silahlı kuvvetlerinde savaşçı bir sınıfından ( Piyade) Anchorman olabilme vasıflarına sahip bir insan çıkabiliyorsa daha nice güzel meziyetlere sahip askerlerin olduğunun bilinmesi için yazıyorum bu satırları.
Böylesine üstün meziyetlere sahip değerli silah arkadaşım Ali KARAMAN’ a Klip’in hazırlanmasında maalesef yardımcı olamadım. Buna rağmen , bilgisayar yeteneğini kullanarak biz MORAY ailesini ve 68 kuşağını 70'li yıllara taşıyan bu gösterimi hazırlamıştır. . Bundan ötürü kendilerini hem kutluyor hem de sağlıklı , mutlu ve güzel bir ömür diliyorum.
Ben sevgili Ali Karaman kardeşim gibi üst seviyede bilgisayarı kullanma yeteneğine sahip değilim. Bu satırları; Türk Silahlı kuvvetlerine bu kadar uzun süre hizmet edip sivil yaşamda da adını altın harflerle yazdıran nice Ali Karaman’ların olduğunun bilinmesi için yazıyorum.
Kadim dostum Ali KARAMAN her zaman olduğu gibi yine günümüzün teknolojisini bilerek ve iyi yönde kullanarak klipin sunumunda şahikalar yaratmıştır..Sahibi olduğu siteye de bu anlamlı anıyı taşıyarak özellikle MORAY ailesini yüceltmiştir.
Türk Silahlı kuvvetlerinin kutsal mekanında bir ömür tüketen bendenize gelecek olursak, bir evvelki yazımda MFÖ ‘in (Mazhar ,Fuat ve Özkan) katkılarıyla hazırlanan plaktan bahsetmiştim. Askerlik arkadaşım Ali Karaman’ın katkılarıyla hazırlanan kardeşime ait o 45’liği, ilgi duyan, nostalji yapmak isteyenler için aşağıda sunuyorum..
En içten sevgi ve saygılarımla..
Fevzi MORAY
Emekli bir asker
NOT: anchorman : “Güven veren adam", haberleri sunan, yorum getirebilen , sözü senet olan kişi sakalıyla kılığıyla kıyafetiyle güven veriyorsa izleyiciye o kişi anchorman olarak nitelendirilebilir. sözü senet kıvamındadır.
Nostalji - Nur MORAY - Gerçek Sevgi Albümünden (tıklayınız)
****
http://akrmn67.azbuz.ekolay.net/blog/yazi/oku/5000000013462987/MUZIKTEN-GUC-ALAN-MORAY8217LAR-Fevzi-MORAY ( tıklayınız)
Ali Karaman Değerli Arkadaşım Fevzi MORAY’ in kardeşi, Barış MANÇO ve Kurtalan Ekspres Orkestrasından Nur MORAY’ in 1970’li yıllara damga vuran bu şarkısını beğeneceksiniz.
http://akrmn67.azbuz.ekolay.net/blog/yazi/oku/5000000013462987/MUZIKTEN-GUC-ALAN-MORAY8217LAR-Fevzi-MORAY ( tıklayınız)
Cuma, Aralık 10, 2010
MÜZİKTEN GÜÇ ALAN MORAY'LAR..
MÜZİKTEN GÜÇ ALAN MORAY’LAR.
F.MORAY
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım , sürekli memleket meselelerine yoğunlaşmanın insanlığa faydadan çok zarar verdiğine inanırım. Ara sıra hayatımızı güzelleştirecek , yüklendiğimiz stresi boşaltacak sanat dallarında buluşmanın sayısız yararları var.
Tarihte başarılarından söz edilen devlet ve bilim adamlarının yaşamları mercek altına yatırıldığında güzel sanatlardan ilham aldıkları görülür. Dünyanın imrenerek ve gurur duyarak söz ettiği Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Kuramsal Fizikçi Albert Einstein verilecek bir çok örnekten yalnız ikisidir..
Konu müzik olunca bir kaç gün evvel Kadıköy Ticaret Lisesi ile Barış MANÇO/ Kurtalan Ekspres grubuna katkıları yadsınamayan , değerli arkadaşım Ohannes Kemer’den anlamlı bir ileti aldım. Facebook sosyal paylaşım sitesinden gönderdiği bu ‘hatıratı’ tıkladığımda inanın o kadar çok duygu yüklendim ki anlatamam. Bu sayede mesleğim dolayısıyla yıllarca ayrı kaldığım ve içtiğim ayrı gitmeyen çocukluk arkadaşlarımı , müzik tutkunu dostlarımı ve bu gün ismini büyük puntolarla yazdıran müzik duayenlerini hatırlama imkanı buldum..
Kasvetli ortamı değiştirmek için bu anlamlı sevincimi siz sevgili dost ve kahraman silah arkadaşlarımla paylaşmak istedim. Zira biliyorum ki müzik/ Resim vb sanat kollarından beslenenler , geçici de olsa sıkıntılarından uzaklaşır ve akılcı mücadele etme imkanı yakalarlar.. Yazımın sonuna aldığım Linkler tıklandığında dilerim bizlerin yaşında olanlar ile bu çağın müzik tutkunu gençleri benim yaşadığım duyguyu hissederler.
Şimdi esas konumuza geçebiliriz..
Nostalji imkanı buluğum linkleri tıkladığımda ,besteleri 1969-1971 Nur MORAY , Nezih CİHANOĞLU ve Ohannes KEMER tarafından yapılan Liseler arası müzik yarışmasında iki kez arka arkaya birincilik alan Kadıköy Ticaret Lisesi’nin anı kütüğüne altın harflerle “müzikte reform” plaketini çakışını hatırladım. Bu anlamlı ve takdire değer çıkışla müzik mabedinin kapılarının nasıl araladığı gözümün önüne geldi..
1969 İcra ve Beste Dalında
1. Kadıköy Ticaret Lisesi - L.S.D. / Sexy Girl
2. Alman Lisesi - My Year Is Day / The Story About
1971 İcra ve beste dalında
1. Kadıköy Ticaret Lisesi - Sıla (Söz: İlhan Kavas (Şeşen) Beste: Nur Moray-Ohannes Kemer
2. Alman Lisesi – Vuslat
Herkesin gıptayla baktığı bu efsane grup, ilk yıl Nur MORAY, Nezih CİHANOĞLU ve Sadık KUYAS’ dan, diğer yıl ise Nur MORAY ,Ohannes Kemer, Erkin OYTAC ve İlhan Kavas’tan oluşuyordu
Bu ileti sayesinde Barış MANÇO /Kurtalan Ekspresin de kurucularından olan kardeşim Nur MORAY’ in dışında aynı mabetten kimlerin bu günlere damgasını vurduğunu öğrenme imkanı buldum. Yazımın sonunda siz sevgili dostlarımın da linklere göz atmasını isterim.
O zamanlar müziğin duayeni değerli müzik üstadımız Özdemir Erdoğan TARABYA otelinde , şahikalar yaratan bu müzik grubu ile söyleşi yaparken ; “yaptığınız muhteşem müzikle benim hayallerimi gerçekleştirdiniz. Sizleri gönülden tebrik ediyorum..Sizler , ileride çok ses getirecek ve çok ünlü kişilerle müzik kültürümüze ayrı bir zevk ve renk katacaksınız. ” dileğinde bulunuyordu..
Rahmetli olan Nezih CİHANOĞLU, Sadık Kuyas ve hayatta olan Ohannes KEMER, yaptıkları müzikle dış dünyada da ses getirirken, Nur MORAY ise önce Barış MANÇO ile , daha sonra da Edip AKBAYRAM, Mavi Işıklar, Kaygısızlar , Erol Evgin ve isimlerini şu an hatırlayamadığım müzik üstatlarıyla yoluna devam etmiştir.
Barış MANÇO/Kurtalan Ekspres ile uzun süre müzik yaşamını paylaşan Nur MORAY ve arkadaşları Kurtalan Ekspresi, ülkenin bir numaralı orkestrası haline de getiriyordu. Nur MORAY daha sonraları Kurtalan Ekspres’ ten ayrılarak , içindeki cevheri ve yaptığı besteleri kitlelere duyurabilmek için yoğun çalışma içersine girmiştir. Bir yandan mesleği olan işletme dalında etkin görevini sürdürürken diğer yandan da Müzik dünyasında tek başına hayallerini gerçekleştirmenin gayreti içinde olmuştur. Mazhar- Fuat- Özkan’ın (MFÖ) da katkılarıyla ilk plağını (Gerçek Sevgi) çıkaran Nur MORAY , bu kırkbeşliğini 70’li yıllarda TRT televizyonunda uzunca bir süre müzik severlerle paylaşmış, ayrıca bazı bestelerini ülkenin tanınmış müzik simaları seslendirmiştir..
***
Konu , ölene kadar birlikte yaşayacağım müzik olunca biraz da kendimden bahsetmemi bağışlayın lütfen.Öğle anlaşılıyor ki müziğe olan tutkum aileden genlere işlemiş. Rahmetli ağabeyim Arda MORAY hatırı sayılır TSM tutkunudur. Adına çıkardığı son kasetini silah arkadaşlarım ile onu sevenler arabalarının kaset çalarında , evlerinin loş mekanlarında dinleyerek huzur bulmuşlardır..Diğer ağabeyim Hazım MORAY ise Nur MORAY’ in başarısında katkısı olan önemli bir müzik adamıdır.
Bendenizin de Kuleli Askeri Lisesinde ve Kara Harp Okulunda iyi bir baterist olduğumu , müzikten ilham alarak yaşantımı renklendirmeye gayret sarf ettiğimi söylemeliyim.
İstanbul/ Kadıköy/ Beylerbeyinde askerliğini yapan ve o sıralarda Ahmet Sezgin’in saz virtüözü olan Orhan Gencebay ile Kuleli Askeri Lisesine ait bando bölüğünün çalışma mekanında müzikle haşır neşir olduğumuz günler az değildir. Etkisinde kaldığım bu sesin , Ahmet Sezgin’in altında kaybolmayacak kadar anlamlı olduğunu ve bu meziyetini de sevdikleriyle paylaşmasının zamanının geldiğini haddim olmayarak o zamanlar tavsiye etmiştim.
Ne zaman ki Kara Harp Okulundan 1968’de mezun olup İstanbul Piyade okuluna geldim , bir de ne göreyim Moda koyunda Orhan babanın “ Sevenler mesut olmaz ve Kaderimin Oyunu” adlı parçaları çalıyor. Bu tip müziği dinlemeye alışık olmayan biz Modalılar ise şaşkınlık içersindeydik.. Deniz dalgalarının kulağa hoş gelen şırıltısıyla ayrı bir anlama bürünen bu nameleri belli ki kabullenmiş ve huşu içersinde zevkle dinliyorduk.
***
Asker olmam nedeniyle profesyonelce müzik yapma şansımın olmadığının bilincindeydim. Ancak işimden artan zamanımı o çok sevdiğim, dinlerken ve icra ederken huzur bulduğum müzikten ayrı geçirmek beni insanlıktan çıkarabilirdi diye düşünüyorum. Bu nedenle kendimi yukarıdaki yaşanmışlıkların akışına bıraktım tabii ki.O dönemde Piyade okulunda teğmen olan bendenizin de bir nebze bu başarılarda payının olduğunu mütevazılık göstermeden belirtmeliyim. Hani Deniz Harp Okulunun ismini yukarılara taşıyan ve aynı ortamı paylaştığımız Durul Genceler, Erkut Taşkınların ses getirdiği yıllardan bahsediyorum.
Daha sonraları insanların huşu içinde dinlediği romantik şarkıları uzun yıllar kışlalarda, Ordu evlerinde, tatil beldelerinin çeşitli eğlence mekanlarında istek üzerine zevkle mırıldandım...Kitlelerce alkışlandığım sürece de , ruhumu zenginleştiren ve kulağa hoş gelen müzikleri dinlemekle birlikte , amatörce icra etmeyi de sürdüreceğim..Çünkü, insanları birleştirmenin , kötülüklerden uzaklaştırmanın müzikle bütünleşmekten geçtiğinin bilincindeyim.
Şimdiye kadar çeşitli konularda kaleme aldığım yazılarımı siz dostlarımla paylaşıp eğer olumlu tepkiler alıyorsam , bunu emeklilik döneminin en güzel günlerini kahve köşelerinde heba etmemeye borçluyum. Hala sizlerle paylaştıklarımdan heyecan duyuyor ve hayata sımsıkı sarılabiliyorsam bunda müziğin önemli bir yeri olduğunu değerlendiriyorum. Hayatımda iyi ki müzik var ve bu güne kadar sayesinde insanlıktan çıkmadığıma şükrediyorum. Değerli dostlarım hobi halinde güzel sanatlara duyulan ilginin , mesleki yaşamımızı olumlu etkilediğini kabul etmeliyiz.
En derin sevgi ve saygılarımla. İyi seyirler efendim..
Fevzi MORAY
lOKULUMUZUN ÜNLÜLERİ ütfen yazıyı tıklar mısınız?
lütfen resmi tıklar mısınız?
Yaylı tambur: Ohannes KEMER, Bas gitar (MFÖ) Özkan Uğur’u, Davulda Nur MORAY
Barış Manço & Kurtalan Ekspres yazıyı tıklar mısınız?
Resmi tıklar mısınız?
Ey gidi eski günler.. Moda’da bulunan dört katlı cumbalı evimizin bodrum katı müzikle yatıp kalkan ve bu günlere damgasını vuran dostlarımızın prova yapması için özel hazırlanmıştı. Kuleli Askeri Lisesinden evci iznine çıktığım günler bende aynı kadroya Tumba, Bongo, Darbuka gibi perküsyon aletleriyle eşlik ederdim..
Daha sonraki yıllarda subay çıkmış ve Tuzla Piyade okuluna gelmiştim. Doğal olarak geçen 5 yıl içinde müspet yönde gelişmeler olmuştu.. Barış MANÇO ’un Moda çıkmaz sokaktaki evinin bir bölümü stüdyo haline getirilmiş ve tüm çekimler TRT ye verilmek üzere burada kayıtlanıyordu. Rahmetli son zamanlarında Avrupa’da müzik adına yapılan tüm yenilikleri anında Türkiye’de müzik severlerin hizmetine sunabiliyordu. Bu müzik adına çok önemli bir gelişmeydi..
Normalde TRT’ in yapması gereken çalışmalar o Moda’nın çıkmaz sokağında ki evde hazırlanır ve çekim klipleri TRT ‘ye verilerek yayımlanması sağlanırdı..
Rahmetli Barış MANÇO’ un yine rahmetli olan annesi Rikkat hanım hem müziğe katkılarıyla hem de bizlere olan sevecen tavırlarıyla hepimizin anası olmuştu.
Çok özlüyorum o eski dostlarımı.Yanılmıyorsam resimde bir tek Barış MANÇO’ u kaybettik..Allah’tan rahmet, ailesini sabırlar diliyorum..
F.MORAY
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım , sürekli memleket meselelerine yoğunlaşmanın insanlığa faydadan çok zarar verdiğine inanırım. Ara sıra hayatımızı güzelleştirecek , yüklendiğimiz stresi boşaltacak sanat dallarında buluşmanın sayısız yararları var.
Tarihte başarılarından söz edilen devlet ve bilim adamlarının yaşamları mercek altına yatırıldığında güzel sanatlardan ilham aldıkları görülür. Dünyanın imrenerek ve gurur duyarak söz ettiği Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Kuramsal Fizikçi Albert Einstein verilecek bir çok örnekten yalnız ikisidir..
Konu müzik olunca bir kaç gün evvel Kadıköy Ticaret Lisesi ile Barış MANÇO/ Kurtalan Ekspres grubuna katkıları yadsınamayan , değerli arkadaşım Ohannes Kemer’den anlamlı bir ileti aldım. Facebook sosyal paylaşım sitesinden gönderdiği bu ‘hatıratı’ tıkladığımda inanın o kadar çok duygu yüklendim ki anlatamam. Bu sayede mesleğim dolayısıyla yıllarca ayrı kaldığım ve içtiğim ayrı gitmeyen çocukluk arkadaşlarımı , müzik tutkunu dostlarımı ve bu gün ismini büyük puntolarla yazdıran müzik duayenlerini hatırlama imkanı buldum..
Kasvetli ortamı değiştirmek için bu anlamlı sevincimi siz sevgili dost ve kahraman silah arkadaşlarımla paylaşmak istedim. Zira biliyorum ki müzik/ Resim vb sanat kollarından beslenenler , geçici de olsa sıkıntılarından uzaklaşır ve akılcı mücadele etme imkanı yakalarlar.. Yazımın sonuna aldığım Linkler tıklandığında dilerim bizlerin yaşında olanlar ile bu çağın müzik tutkunu gençleri benim yaşadığım duyguyu hissederler.
Şimdi esas konumuza geçebiliriz..
Nostalji imkanı buluğum linkleri tıkladığımda ,besteleri 1969-1971 Nur MORAY , Nezih CİHANOĞLU ve Ohannes KEMER tarafından yapılan Liseler arası müzik yarışmasında iki kez arka arkaya birincilik alan Kadıköy Ticaret Lisesi’nin anı kütüğüne altın harflerle “müzikte reform” plaketini çakışını hatırladım. Bu anlamlı ve takdire değer çıkışla müzik mabedinin kapılarının nasıl araladığı gözümün önüne geldi..
1969 İcra ve Beste Dalında
1. Kadıköy Ticaret Lisesi - L.S.D. / Sexy Girl
2. Alman Lisesi - My Year Is Day / The Story About
1971 İcra ve beste dalında
1. Kadıköy Ticaret Lisesi - Sıla (Söz: İlhan Kavas (Şeşen) Beste: Nur Moray-Ohannes Kemer
2. Alman Lisesi – Vuslat
Herkesin gıptayla baktığı bu efsane grup, ilk yıl Nur MORAY, Nezih CİHANOĞLU ve Sadık KUYAS’ dan, diğer yıl ise Nur MORAY ,Ohannes Kemer, Erkin OYTAC ve İlhan Kavas’tan oluşuyordu
Bu ileti sayesinde Barış MANÇO /Kurtalan Ekspresin de kurucularından olan kardeşim Nur MORAY’ in dışında aynı mabetten kimlerin bu günlere damgasını vurduğunu öğrenme imkanı buldum. Yazımın sonunda siz sevgili dostlarımın da linklere göz atmasını isterim.
O zamanlar müziğin duayeni değerli müzik üstadımız Özdemir Erdoğan TARABYA otelinde , şahikalar yaratan bu müzik grubu ile söyleşi yaparken ; “yaptığınız muhteşem müzikle benim hayallerimi gerçekleştirdiniz. Sizleri gönülden tebrik ediyorum..Sizler , ileride çok ses getirecek ve çok ünlü kişilerle müzik kültürümüze ayrı bir zevk ve renk katacaksınız. ” dileğinde bulunuyordu..
Rahmetli olan Nezih CİHANOĞLU, Sadık Kuyas ve hayatta olan Ohannes KEMER, yaptıkları müzikle dış dünyada da ses getirirken, Nur MORAY ise önce Barış MANÇO ile , daha sonra da Edip AKBAYRAM, Mavi Işıklar, Kaygısızlar , Erol Evgin ve isimlerini şu an hatırlayamadığım müzik üstatlarıyla yoluna devam etmiştir.
Barış MANÇO/Kurtalan Ekspres ile uzun süre müzik yaşamını paylaşan Nur MORAY ve arkadaşları Kurtalan Ekspresi, ülkenin bir numaralı orkestrası haline de getiriyordu. Nur MORAY daha sonraları Kurtalan Ekspres’ ten ayrılarak , içindeki cevheri ve yaptığı besteleri kitlelere duyurabilmek için yoğun çalışma içersine girmiştir. Bir yandan mesleği olan işletme dalında etkin görevini sürdürürken diğer yandan da Müzik dünyasında tek başına hayallerini gerçekleştirmenin gayreti içinde olmuştur. Mazhar- Fuat- Özkan’ın (MFÖ) da katkılarıyla ilk plağını (Gerçek Sevgi) çıkaran Nur MORAY , bu kırkbeşliğini 70’li yıllarda TRT televizyonunda uzunca bir süre müzik severlerle paylaşmış, ayrıca bazı bestelerini ülkenin tanınmış müzik simaları seslendirmiştir..
***
Konu , ölene kadar birlikte yaşayacağım müzik olunca biraz da kendimden bahsetmemi bağışlayın lütfen.Öğle anlaşılıyor ki müziğe olan tutkum aileden genlere işlemiş. Rahmetli ağabeyim Arda MORAY hatırı sayılır TSM tutkunudur. Adına çıkardığı son kasetini silah arkadaşlarım ile onu sevenler arabalarının kaset çalarında , evlerinin loş mekanlarında dinleyerek huzur bulmuşlardır..Diğer ağabeyim Hazım MORAY ise Nur MORAY’ in başarısında katkısı olan önemli bir müzik adamıdır.
Bendenizin de Kuleli Askeri Lisesinde ve Kara Harp Okulunda iyi bir baterist olduğumu , müzikten ilham alarak yaşantımı renklendirmeye gayret sarf ettiğimi söylemeliyim.
İstanbul/ Kadıköy/ Beylerbeyinde askerliğini yapan ve o sıralarda Ahmet Sezgin’in saz virtüözü olan Orhan Gencebay ile Kuleli Askeri Lisesine ait bando bölüğünün çalışma mekanında müzikle haşır neşir olduğumuz günler az değildir. Etkisinde kaldığım bu sesin , Ahmet Sezgin’in altında kaybolmayacak kadar anlamlı olduğunu ve bu meziyetini de sevdikleriyle paylaşmasının zamanının geldiğini haddim olmayarak o zamanlar tavsiye etmiştim.
Ne zaman ki Kara Harp Okulundan 1968’de mezun olup İstanbul Piyade okuluna geldim , bir de ne göreyim Moda koyunda Orhan babanın “ Sevenler mesut olmaz ve Kaderimin Oyunu” adlı parçaları çalıyor. Bu tip müziği dinlemeye alışık olmayan biz Modalılar ise şaşkınlık içersindeydik.. Deniz dalgalarının kulağa hoş gelen şırıltısıyla ayrı bir anlama bürünen bu nameleri belli ki kabullenmiş ve huşu içersinde zevkle dinliyorduk.
***
Asker olmam nedeniyle profesyonelce müzik yapma şansımın olmadığının bilincindeydim. Ancak işimden artan zamanımı o çok sevdiğim, dinlerken ve icra ederken huzur bulduğum müzikten ayrı geçirmek beni insanlıktan çıkarabilirdi diye düşünüyorum. Bu nedenle kendimi yukarıdaki yaşanmışlıkların akışına bıraktım tabii ki.O dönemde Piyade okulunda teğmen olan bendenizin de bir nebze bu başarılarda payının olduğunu mütevazılık göstermeden belirtmeliyim. Hani Deniz Harp Okulunun ismini yukarılara taşıyan ve aynı ortamı paylaştığımız Durul Genceler, Erkut Taşkınların ses getirdiği yıllardan bahsediyorum.
Daha sonraları insanların huşu içinde dinlediği romantik şarkıları uzun yıllar kışlalarda, Ordu evlerinde, tatil beldelerinin çeşitli eğlence mekanlarında istek üzerine zevkle mırıldandım...Kitlelerce alkışlandığım sürece de , ruhumu zenginleştiren ve kulağa hoş gelen müzikleri dinlemekle birlikte , amatörce icra etmeyi de sürdüreceğim..Çünkü, insanları birleştirmenin , kötülüklerden uzaklaştırmanın müzikle bütünleşmekten geçtiğinin bilincindeyim.
Şimdiye kadar çeşitli konularda kaleme aldığım yazılarımı siz dostlarımla paylaşıp eğer olumlu tepkiler alıyorsam , bunu emeklilik döneminin en güzel günlerini kahve köşelerinde heba etmemeye borçluyum. Hala sizlerle paylaştıklarımdan heyecan duyuyor ve hayata sımsıkı sarılabiliyorsam bunda müziğin önemli bir yeri olduğunu değerlendiriyorum. Hayatımda iyi ki müzik var ve bu güne kadar sayesinde insanlıktan çıkmadığıma şükrediyorum. Değerli dostlarım hobi halinde güzel sanatlara duyulan ilginin , mesleki yaşamımızı olumlu etkilediğini kabul etmeliyiz.
En derin sevgi ve saygılarımla. İyi seyirler efendim..
Fevzi MORAY
lOKULUMUZUN ÜNLÜLERİ ütfen yazıyı tıklar mısınız?
lütfen resmi tıklar mısınız?
Yaylı tambur: Ohannes KEMER, Bas gitar (MFÖ) Özkan Uğur’u, Davulda Nur MORAY
Barış Manço & Kurtalan Ekspres yazıyı tıklar mısınız?
Resmi tıklar mısınız?
Ey gidi eski günler.. Moda’da bulunan dört katlı cumbalı evimizin bodrum katı müzikle yatıp kalkan ve bu günlere damgasını vuran dostlarımızın prova yapması için özel hazırlanmıştı. Kuleli Askeri Lisesinden evci iznine çıktığım günler bende aynı kadroya Tumba, Bongo, Darbuka gibi perküsyon aletleriyle eşlik ederdim..
Daha sonraki yıllarda subay çıkmış ve Tuzla Piyade okuluna gelmiştim. Doğal olarak geçen 5 yıl içinde müspet yönde gelişmeler olmuştu.. Barış MANÇO ’un Moda çıkmaz sokaktaki evinin bir bölümü stüdyo haline getirilmiş ve tüm çekimler TRT ye verilmek üzere burada kayıtlanıyordu. Rahmetli son zamanlarında Avrupa’da müzik adına yapılan tüm yenilikleri anında Türkiye’de müzik severlerin hizmetine sunabiliyordu. Bu müzik adına çok önemli bir gelişmeydi..
Normalde TRT’ in yapması gereken çalışmalar o Moda’nın çıkmaz sokağında ki evde hazırlanır ve çekim klipleri TRT ‘ye verilerek yayımlanması sağlanırdı..
Rahmetli Barış MANÇO’ un yine rahmetli olan annesi Rikkat hanım hem müziğe katkılarıyla hem de bizlere olan sevecen tavırlarıyla hepimizin anası olmuştu.
Çok özlüyorum o eski dostlarımı.Yanılmıyorsam resimde bir tek Barış MANÇO’ u kaybettik..Allah’tan rahmet, ailesini sabırlar diliyorum..
Pazar, Kasım 28, 2010
Öğretmenlerimizin hakkını ne zaman vereceğiz?
(...) ÖĞRETMENLERİMİZİN HAKKINI NE ZAMAN VERECEĞİZ.
Dünya devi , düşünen , düşündüğünü dile getiren ve gerçekleşmesi için amansızca mücadele verecek insan istemiyor. Hal böyle olunca da ülkelerin silkelenmesi , kalkınması küresel gücün iki dudağı arasından çıkan sözlere endeksleniyor. O nedenledir ki ihmal edilen Eğitim camiamıza, o camiaya hayat vermeye çalışan vefakar ve fedakar öğretmenlerimize yapılan vefasızlıkları her yıl dilimize dolar olduk. Gerçekleri görmemize ve inkişaf etmemize olanak sağlayan bu kadar önemli bir kurumu kendi ellerimizle neden öldürmeye çalışırız anlamak mümkün değildir. Hala, eğitim sistemimize akılcı çözüm bulabilmek için küresel devden müsaade almamız mı isteniyor. Bu tuzağı kuranların iznini beklersek vay halimize vay ki ne vay...Sayın Yılmaz ÖZDİL’ in Hürriyet Gazetesinde 24 Kasım 2010 tarihinde kaleme aldığı akıl ve düşünce kokan yazısını okuduğumuzda, en önemli Milli Güç Unsurlarından olan Eğitim Sitemimizin ayaklar altında paspas yapıldığını görebilme imkanı yakalanır diye düşünüyorum.
Eğitimde E Z B E R C İ L İ Ğ İ N özel dershanelerle aşılandığını, bu uygulamayla okulların etkinliğinin sıfırlandığını , bu ve buna benzer eğitim sorunlarının aşılması için hiç bir etkinlikte bulunulmadığını kabul etmeliyiz. Üzülerek belirtmeliyim ki, Eğitim Ordumuza, bu güne kadar Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK dışında, hiç bir iktidarın gözle görülür akılcı ve reformist katkısı olmamıştır.
Hukukun ve dolayısıyla da demokrasinin bitirildiği bir ülkede huzuru ve başarıyı yakalamak mümkün müdür?
Baskı altında bulunan ve kararlı hareket edemeyen ülkelerin Eğitim kurumları gelişebilir mi? Bağımsızlığı elinden alınmış , adeta köleleştirilmiş bir ülkenin çağdaş uygarlık seviyesine çıkması mümkün müdür? Hürriyeti kısıtlanmış bir ülkenin , dar boğazda olan bir ulusu kurtaracak Büyük Beyinleri yukarıya taşıyabilecek gücü olabilir mi? Liderlerin sultasında bulunan köhnemiş parti ve seçim yasalarını değiştirmeden bizleri yönetmesini istediklerimizi ( Millet Vekili) acaba seçebilir miyiz? Tabii ki tüm soruların cevabı hayırdır.
Konuya esas olan Eğitim ordusunda dağ gibi duran sorunlara çözüm bulunamadığı takdirde , her yıl canım öğretmenlerimizi işportacıda, pazarda ve benzeri yerlerde ekmek parası için mücadele ederken görmeye ve bu gibi sorunları temcit pilavı gibi dile getirmeye devam ederiz.
Aslına bakarsanız Sayın RTE kısa süre evvel Görsel Medyada çok anlamlı bir söylevde bulunmuştu.
Okuyun, Düşünün, Uygulayın, Nezaret Edin. Sayın Başbakan, sekiz yılı aşkın iktidarı döneminde eğer bu sözünün arkasında durup sorunları çözebilseydi bu gün Türkiye çok daha elzem konuları hayata geçirmek üzere masaya yatırır olurdu. Düşüncenin olmadığı ve ezberciliğin hakim olduğu bir toplum iki şiddetinde bir depremle yıkılır değerli dostlarım. Daha doğrusu temeli sağlam olmayan bir binaya sonsuza kadar kat atamazsınız.. Ülkemizin temelinin ne kadar sağlam olduğunu siz dostlarımın takdirlerine bırakıyorum. Sevgili ve kıymetli öğretmenlerimizin ellerini saygıyla öpüyor , öğretmenler gününü kutluyorum..
24 Kasım 2010 ANTALYA
Fevzi MORAY
Dünya devi , düşünen , düşündüğünü dile getiren ve gerçekleşmesi için amansızca mücadele verecek insan istemiyor. Hal böyle olunca da ülkelerin silkelenmesi , kalkınması küresel gücün iki dudağı arasından çıkan sözlere endeksleniyor. O nedenledir ki ihmal edilen Eğitim camiamıza, o camiaya hayat vermeye çalışan vefakar ve fedakar öğretmenlerimize yapılan vefasızlıkları her yıl dilimize dolar olduk. Gerçekleri görmemize ve inkişaf etmemize olanak sağlayan bu kadar önemli bir kurumu kendi ellerimizle neden öldürmeye çalışırız anlamak mümkün değildir. Hala, eğitim sistemimize akılcı çözüm bulabilmek için küresel devden müsaade almamız mı isteniyor. Bu tuzağı kuranların iznini beklersek vay halimize vay ki ne vay...Sayın Yılmaz ÖZDİL’ in Hürriyet Gazetesinde 24 Kasım 2010 tarihinde kaleme aldığı akıl ve düşünce kokan yazısını okuduğumuzda, en önemli Milli Güç Unsurlarından olan Eğitim Sitemimizin ayaklar altında paspas yapıldığını görebilme imkanı yakalanır diye düşünüyorum.
Eğitimde E Z B E R C İ L İ Ğ İ N özel dershanelerle aşılandığını, bu uygulamayla okulların etkinliğinin sıfırlandığını , bu ve buna benzer eğitim sorunlarının aşılması için hiç bir etkinlikte bulunulmadığını kabul etmeliyiz. Üzülerek belirtmeliyim ki, Eğitim Ordumuza, bu güne kadar Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK dışında, hiç bir iktidarın gözle görülür akılcı ve reformist katkısı olmamıştır.
Hukukun ve dolayısıyla da demokrasinin bitirildiği bir ülkede huzuru ve başarıyı yakalamak mümkün müdür?
Baskı altında bulunan ve kararlı hareket edemeyen ülkelerin Eğitim kurumları gelişebilir mi? Bağımsızlığı elinden alınmış , adeta köleleştirilmiş bir ülkenin çağdaş uygarlık seviyesine çıkması mümkün müdür? Hürriyeti kısıtlanmış bir ülkenin , dar boğazda olan bir ulusu kurtaracak Büyük Beyinleri yukarıya taşıyabilecek gücü olabilir mi? Liderlerin sultasında bulunan köhnemiş parti ve seçim yasalarını değiştirmeden bizleri yönetmesini istediklerimizi ( Millet Vekili) acaba seçebilir miyiz? Tabii ki tüm soruların cevabı hayırdır.
Konuya esas olan Eğitim ordusunda dağ gibi duran sorunlara çözüm bulunamadığı takdirde , her yıl canım öğretmenlerimizi işportacıda, pazarda ve benzeri yerlerde ekmek parası için mücadele ederken görmeye ve bu gibi sorunları temcit pilavı gibi dile getirmeye devam ederiz.
Aslına bakarsanız Sayın RTE kısa süre evvel Görsel Medyada çok anlamlı bir söylevde bulunmuştu.
Okuyun, Düşünün, Uygulayın, Nezaret Edin. Sayın Başbakan, sekiz yılı aşkın iktidarı döneminde eğer bu sözünün arkasında durup sorunları çözebilseydi bu gün Türkiye çok daha elzem konuları hayata geçirmek üzere masaya yatırır olurdu. Düşüncenin olmadığı ve ezberciliğin hakim olduğu bir toplum iki şiddetinde bir depremle yıkılır değerli dostlarım. Daha doğrusu temeli sağlam olmayan bir binaya sonsuza kadar kat atamazsınız.. Ülkemizin temelinin ne kadar sağlam olduğunu siz dostlarımın takdirlerine bırakıyorum. Sevgili ve kıymetli öğretmenlerimizin ellerini saygıyla öpüyor , öğretmenler gününü kutluyorum..
24 Kasım 2010 ANTALYA
Fevzi MORAY
Pazar, Kasım 07, 2010
Günümüz savaşından kazançlı çıkmak.Fevzi MORAY
GÜNÜN SAVAŞINDAN KAZANÇLI ÇIKMAK..F.MORAY
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım yaş ilerledikçe sağlığa biraz daha önem vermek gerekiyor. Geçmekte olan hastalığım nedeniyle umarım kısa zamanda sizlerle teferruatlı yazılarımı paylaşma imkanı bulacağım.
***
İleti adresime Sayın MHP lideri Devlet bahçelinin " her şeyi göze aldık" başlıklı yazısı geldi. Şimdi Sayın Bahçeli’nin aşağıdaki yazısının konuya esas teşkil eden bazı bölümlerine yaptığım yorumu sizlerle paylaşmak isterim. Sayın Bahçeli’nin bizlerle paylaştığı söylemlerin bir bölümü , üzülerek söylemeliyim ki stratejik hatalarla doludur.
Geçen yüzyılda çoğunlukla batı bloğu ülkeleriyle bağlayıcılığı olan sayısız uluslar arası siyasi organizasyonlara (kuruluşlara) girdik. Hal böyle olunca dışa kapalı yapılan siyasetin bu yüzyılda kesinlikle geçerli olmadığını belirtmek faydalı olur kanısındayım.. Dünya devletlerini hiçe sayan, dünya siyasetine kapılarını kapatan liderlerin kesinlikle başarılı olamayacakları tarihi bir gerçektir..
Ülkemizde rejimi tehlikeye sokan ve sosyal hukuk devletini adeta çiğneyen iktidarın tehlikeli girişimlerini Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU haklı olarak batı ülkeleriyle paylaşma ihtiyacı duymuştur. Bundan daha doğal ne olabilir ki. Zira o ülkeler ile yapılan antlaşmalara Türkiye zamanında bir şekilde imzayı basmıştır( !?!!) Dolayısıyla istenen normlara göre hareket etme mecburiyeti kaçınılmaz olur..
Bu nedenledir ki ben, Devlet Bahçeli’nin "Şikayetimizi Türk Milletine yaparız. Ülkemizdeki bir sorunu yabancı ülkelerin temsilcilerine iletmeyiz" söylemine açıkçası bir anlam veremediğim gibi Sayın Kılıçdaroğlu’nun batı ile paylaşımını neden yadırgadığını da bilemedim.
İşin derinine inildiğinde Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ölümünden bu yana uzun yıllar istemediğimiz halde başımıza geçip (!), ülkenin zor durumda kalmasına meydan verenleri, itibarını zedeleyenleri unuttuğumuz takdirde aynı filmi daha çok görürüz. Demireller, Ecevitler, Erbakanlar, Yılmazlar, Çillerler, Türkeşler,Bahçeliler ve daha ismi hala gündemde olan eskiler, acaba ne gibi uluslar arası antlaşmalara imzalar atarak ülkemizi içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir diye düşünmeden edemiyorum.
Meseleyi özetlersek, üzülerek belirtmeliyim ki; bu yüzyılda yalnız içe açık katı milliyetçilik duygularıyla sarf edilen söylemler ve yapılan eylemler , yerimizde saymamıza ve hatta gerilememize neden olmuştur ve böyle giderse olacaktır da.. İçeride verilen mücadelenin sonuçları ortadadır..Serzenişte bulunan Bahçeli’nin önce ülkenin içinde bulunduğu durumu çok iyi analiz etmesi ve AB-D’ i dikkate alması gerekmektedir..Zira dünyada şu sıralar küresel güce ters düşen ve onu dikkate almayan liderlerin iktidara gelmesi mümkün görünmemektedir.
AKP iktidarının sekiz yıllık dönemde takip ettiği yolla, kat ettiği mesafeyi , yaşayan yaşlı liderlerin (!) çok iyi analiz etmesi ve gençliğin önünü açması gerekmektedir.
Partilerin başına geçmek için mücadele veren genç liderlerin önünün kimler tarafından kesildiğini bilmeyenlerimize bir ip ucu vereyim.
Dünyada ne kadar ülke varsa, “iktidarı ve muhalefeti” Küresel Jandarma tarafından tayin edilmektedir. Hal böyle olunca vatan ve millet aşkıyla dolu ne kadar genç lider adayı varsa Emperyalist gücün onayıyla iş başı yaptığını bilmeyen bir biz kaldık sanırım.
Şimdi tekrar AKP başarısına(!) dönecek olursak , Sayın Başbakan RTE. değil miydi her daim ülkenin iç siyasetini dış ülkelere gittiğinde açıklayan. Bunun mükafatı olarak da iki dönemdir iş başında .Bu gidişatla korkarım 2011 genel seçimlerinde de iş başında olacağa benzer..
Önemli olan Sayın Bahçeli'nin uyguladığı stratejik hatadan bir an evvel dönmesidir.. Zira Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU , 2011 seçimlerinde bu hareket tarzıyla MHP’ in de oylarını çalacağa benzer.
"Dış güçleri hoş etmeden bu savaşı az hasar ve zayiatla atlatmak mümkün müdür?" Dikkat ederseniz kazanmaktan bahsetmiyorum..
Değerli dostlarım, çok iyi bilinmelidir ki; "Savaşı kuralına göre oynayanlar kazanır.."
Kuvvetler mukayesesi yapıldığında dış güçlerce kaosa sürüklenmiş bir ülkenin sorunlarının içe kapanarak çözülemeyeceğini Sayın Devlet Bahçeli’nin çok iyi değerlendirmesi gerekir.
O nedenle savaşı kuralına göre oynayanları tenkit etmek yerine bir an evvel
" Küresel Gücün (AB-D)" duyacağı sese odaklanmak uygun olur diye değerlendirmekteyim..Saygılarımla.
Fevzi MORAY
E.P.KD.ALBAY
http://www.kibris1974.com/
www.yenivolkangazetesi.net
http://morayfevzi.blogspot.com/
http://politikadergisi.com/
Bahçeli: Her şeyi göze aldık
"Şikayetimizi Türk Milletine yaparız.
Ülkemizdeki bir sorunu yabancı ülkelerin temsilcilerine iletmeyiz"
Bahçeli'nin bu sözleri Gandi Kemal'e ve ikide bir Brüksel'e giderek AKP'yi şikayet eden CHP yöneticilerine bir ders olmalıdır.
Ülkemizin sorunlarının çözümü için yabancı devletlerden medet ummak Atatürk'ün kurduğu parti olduğunu söyleyen CHP'ye yakışmakta mıdır?
CHP yönetimi mandacılıktan vazgeçmeli, tam bağımsızlık ilkesini savunmalıdır.
"Özelleştirmeden yana olsak ne olur, karşı olsak ne olur. Artık satacak bir şey kalmadı ki" diye topu taca atan CHP yöneticileri, Bahçeli'nin köprü, baraj vs. özelleştirilme çabalarına karşı takındığı tavrı da ibretle incelemelidirler.
"Federasyon özlemi çekenleri, ikinci cumhuriyet rüyası görenleri çok yakından takip ediyoruz."
“Bugün Cumhuriyetimizi tartışanların, başına numara vermeye çalışanların, üniter yapıyı parçalamayı arzulayanların, ayrılmaya ve dağılmaya rumuzlu mesajlarla davetiye çıkaranların, önceki nesilleri de bugünkünden farksızdır ve özellikle milli mücadele yıllarında melanet taraftarlarının zehirli eylemlerine fazlasıyla tanık olunmuştur”
-HAK PAR KONGRESİNE KATILAN AKP’LİLERİ ELEŞTİRDİ-
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Ankara’da bölücü menşeli bir siyasi partinin kongresinde, Türkçe dışındaki bir başka dilde marş okunmuş ve burada konuk olarak bulunan iktidar partisine mensup milletvekilleri bu marşı ayakta dinleyecek kadar alçalmışlardır. Şanlı bayrağımızın dahi salona asılmadığı bir kongrede, ayakta kimlere saygı gösterilmiştir?Bu neyin marşıdır ve kime aittir? Hayatlarında bir kez olsun gözleri yaşararak, ruhları kabararak kutlu İstiklal Marşımızı dinlememiş bu zevatların, bölücü taleplerin dillendirildiği yerlerde huşuyla saygı duruşuna geçmeleri, cumhuriyetimizin yıldönümünde rezalet ve küstahlık olarak her daim hatırlardan çıkmayacaktır"
Milletin yıldızına kem gözle bakanların, uydurma marşlarla kendi ihanetlerine mazeret arayanların ‘ey rakip’ diyerek Türk’e kinlerini kusanların AKP’nin yanında saf tuttuğunu kaydeden Bahçeli, Cumhuriyet’in tahrip olması için zaman ve fırsat kollayanların, AKP’nin sağladığı imkanlardan yararlandığını da söyledi.
-“YÜREĞİN YETİYORSA PKK İLE GÖRÜŞMELERİ MİLLETE ANLAT”-
“Sayın Başbakan yüreğin yetiyorsa, cesaretin varsa mertçe ortaya atılarak PKK’yla yapılan görüşmeleri milletimize anlatırsın”
"Federasyon özlemi çekenleri, ikinci cumhuriyet rüyası görenleri ve hayalleri uygulanmayan Sevr paçavrasının yapraklarında kalanları çok yakından takip ettiğimizi ve bizim de Cumhuriyetin ayakta kalması için her şeyi göze aldığımızı herkese bildirmek isterim."
-AKP VE CHP’YE BAŞÖRTÜSÜ ELEŞTİRİSİ-
+++++++++++++++++++++++++++++++++++
Bahçeli grup konuşmasında başörtüsü sorununu da değerlendirdi. AKP’nin yanında yer almak için heveslenen CHP’nin başörtüsü yasağının kalkması konusunda samimi olmadığını kaydeden Bahçeli, AKP ve CHP’yi milleti hayal kırıklığına uğratmakla suçladı.
Bahçeli, “Çarşaf giymiş hanımefendilere parti rozeti takarak, samimiyet ve siyasi dürüstlük ispat edilemeyecektir. Kabul edemeyeceğimiz bir boyuta ulaşmaya başlayan başörtüsü sorununu fırsatı ganimet gören bir anlayışla pazarlık malzemesi yapmak ana muhalefet partisinin düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibretliktir. CHP ve AKP çözüm karşısında direnç olmak için ellerinden gelen her türlü engeli çıkarıyor. Başörtüsü sorununun odaklandığı alanın üniversiteler olduğu malumdur. İşin içine kafa karışıklığı yaratacak ve şüpheleri tetikleyecek başka hususları sokmak, başörtüsü sorunu üzerinden korkuları depreştirmek, en başta çözümsüzlüğe lojistik destek sağlayacaktır. Yoksa CHP’nin ve AKP’nin istediği bu mudur” diye konuştu.
-“BAŞBAKAN’IN SÖZLERİ TALİHSİZLİK”-
Başbakan Erdoğan’ın “Başını örtmeyen hanım kardeşim, kalkıp başı örtülü olan için ‘senin için bu mücadeleyi vereceğim’ diyemiyor” şeklindeki sözlerini ‘kendini bilmezlik’ olarak nitelendirdi.
“Bu seviyesiz ve başkalarına görev hatırlatan değerlendirme sahibinin, bu ülkede Başbakanlık makamını işgal ediyor olması inanın büyük bir talihsizliktir. Sayın Başbakan bu sorunun çözüm yeri nettir. Vatandaşlarımızı itham etmekten, özellikle başı açık hanımefendileri suçlamaktan bir an önce vazgeçmek senin ve partinin hayrına olacaktır. Başbakan’ın kendisinde ve çevresinde olmayan hoşgörüsüzlüğü ve samimiyetsizliği başkalarına yıkmaya ve ihale etmeye çabalaması da mutlaka geri tepecek ve bu zihniyete Türk kadını en güzel cevabı mutlaka verecektir”
-CHP LİDERİNE “AB’YE ŞİKAYET” TEPKİSİ-
Bahçeli, grup toplantısında, geçen hafta Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Almanya Cumhurbaşkanı’nı da eleştirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkalarının teşviki, cesaretlendirmesi ve yol göstericiliğiyle yürüyecek bir devlet olmadığını söyleyen Bahçeli:
“Konuşmasında ne hikmetse, kültürel çoğulculuktan bahseden Almanya Cumhurbaşkanı sıra Almancanın öğrenilmesi ve Alman yaşam biçiminin kabul edilmesiyle ilgili değerlendirmeye gelince tavizsiz bir duruş sergiledi. Kendi devlet, millet gerçeklerinden ve ilkelerinden ödün vermeyen bu zihniyet sahibinin Türk milleti için aynı hassasiyeti göstermiyor olması çelişkili ve çifte standartlı bir Batılı yaklaşımı olarak hafızalarımıza kazınmıştır”
dedi.
Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu üyesiyle yaptığı görüşmede HSYK seçimleri ile medya üzerindeki baskılardan yakınmasını da eleştirdi.
Bahçeli:
“HSYK seçimlerini biz de eleştirdik. Ancak bizim aklımızdan hiçbir zaman ülkemizdeki bir konunun, sorunun ya da iç politika alanına giren bir meselenin yabancı ülkelerin temsilcilerine iletilmesi gelmemiştir. Biz AKP hükümetinin yanlışlarını ve hıyanete uzanan politikalarını yüzüne vururuz şikayetimizi Türk milletine yaparız”
diye konuştu.
-“MİLLETİN KÖPRÜ VE OTOYOLLARINDAN ELİNİZİ ÇEKİN”-
Bahçeli, her şeyi satan hükümetin şimdi de gözünü otoyol ve köprülere diktiğini söyledi:
“Başbakan mirasyedi gibi önüne geleni satmakta ve milletin kazandığını düşüncesizce harcamaktadır. Otoyollardan köprülerden ne istiyorsunuz? Artık milletin köprüsünden, otoyolundan, barajından elinizi çekin, yoksa milletimiz o eli çektirmesini iyi bilecektir”
Bahçeli özelleştirme bürokratlarına da:
“İktidara yaranmak ve göze girmek için olmayacak işleri proje diye sunmayın, atacağınız her imzanın mutlaka hesabı sorulacaktır”
diye seslendi.
--
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım yaş ilerledikçe sağlığa biraz daha önem vermek gerekiyor. Geçmekte olan hastalığım nedeniyle umarım kısa zamanda sizlerle teferruatlı yazılarımı paylaşma imkanı bulacağım.
***
İleti adresime Sayın MHP lideri Devlet bahçelinin " her şeyi göze aldık" başlıklı yazısı geldi. Şimdi Sayın Bahçeli’nin aşağıdaki yazısının konuya esas teşkil eden bazı bölümlerine yaptığım yorumu sizlerle paylaşmak isterim. Sayın Bahçeli’nin bizlerle paylaştığı söylemlerin bir bölümü , üzülerek söylemeliyim ki stratejik hatalarla doludur.
Geçen yüzyılda çoğunlukla batı bloğu ülkeleriyle bağlayıcılığı olan sayısız uluslar arası siyasi organizasyonlara (kuruluşlara) girdik. Hal böyle olunca dışa kapalı yapılan siyasetin bu yüzyılda kesinlikle geçerli olmadığını belirtmek faydalı olur kanısındayım.. Dünya devletlerini hiçe sayan, dünya siyasetine kapılarını kapatan liderlerin kesinlikle başarılı olamayacakları tarihi bir gerçektir..
Ülkemizde rejimi tehlikeye sokan ve sosyal hukuk devletini adeta çiğneyen iktidarın tehlikeli girişimlerini Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU haklı olarak batı ülkeleriyle paylaşma ihtiyacı duymuştur. Bundan daha doğal ne olabilir ki. Zira o ülkeler ile yapılan antlaşmalara Türkiye zamanında bir şekilde imzayı basmıştır( !?!!) Dolayısıyla istenen normlara göre hareket etme mecburiyeti kaçınılmaz olur..
Bu nedenledir ki ben, Devlet Bahçeli’nin "Şikayetimizi Türk Milletine yaparız. Ülkemizdeki bir sorunu yabancı ülkelerin temsilcilerine iletmeyiz" söylemine açıkçası bir anlam veremediğim gibi Sayın Kılıçdaroğlu’nun batı ile paylaşımını neden yadırgadığını da bilemedim.
İşin derinine inildiğinde Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ölümünden bu yana uzun yıllar istemediğimiz halde başımıza geçip (!), ülkenin zor durumda kalmasına meydan verenleri, itibarını zedeleyenleri unuttuğumuz takdirde aynı filmi daha çok görürüz. Demireller, Ecevitler, Erbakanlar, Yılmazlar, Çillerler, Türkeşler,Bahçeliler ve daha ismi hala gündemde olan eskiler, acaba ne gibi uluslar arası antlaşmalara imzalar atarak ülkemizi içinden çıkılmaz hale getirmişlerdir diye düşünmeden edemiyorum.
Meseleyi özetlersek, üzülerek belirtmeliyim ki; bu yüzyılda yalnız içe açık katı milliyetçilik duygularıyla sarf edilen söylemler ve yapılan eylemler , yerimizde saymamıza ve hatta gerilememize neden olmuştur ve böyle giderse olacaktır da.. İçeride verilen mücadelenin sonuçları ortadadır..Serzenişte bulunan Bahçeli’nin önce ülkenin içinde bulunduğu durumu çok iyi analiz etmesi ve AB-D’ i dikkate alması gerekmektedir..Zira dünyada şu sıralar küresel güce ters düşen ve onu dikkate almayan liderlerin iktidara gelmesi mümkün görünmemektedir.
AKP iktidarının sekiz yıllık dönemde takip ettiği yolla, kat ettiği mesafeyi , yaşayan yaşlı liderlerin (!) çok iyi analiz etmesi ve gençliğin önünü açması gerekmektedir.
Partilerin başına geçmek için mücadele veren genç liderlerin önünün kimler tarafından kesildiğini bilmeyenlerimize bir ip ucu vereyim.
Dünyada ne kadar ülke varsa, “iktidarı ve muhalefeti” Küresel Jandarma tarafından tayin edilmektedir. Hal böyle olunca vatan ve millet aşkıyla dolu ne kadar genç lider adayı varsa Emperyalist gücün onayıyla iş başı yaptığını bilmeyen bir biz kaldık sanırım.
Şimdi tekrar AKP başarısına(!) dönecek olursak , Sayın Başbakan RTE. değil miydi her daim ülkenin iç siyasetini dış ülkelere gittiğinde açıklayan. Bunun mükafatı olarak da iki dönemdir iş başında .Bu gidişatla korkarım 2011 genel seçimlerinde de iş başında olacağa benzer..
Önemli olan Sayın Bahçeli'nin uyguladığı stratejik hatadan bir an evvel dönmesidir.. Zira Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU , 2011 seçimlerinde bu hareket tarzıyla MHP’ in de oylarını çalacağa benzer.
"Dış güçleri hoş etmeden bu savaşı az hasar ve zayiatla atlatmak mümkün müdür?" Dikkat ederseniz kazanmaktan bahsetmiyorum..
Değerli dostlarım, çok iyi bilinmelidir ki; "Savaşı kuralına göre oynayanlar kazanır.."
Kuvvetler mukayesesi yapıldığında dış güçlerce kaosa sürüklenmiş bir ülkenin sorunlarının içe kapanarak çözülemeyeceğini Sayın Devlet Bahçeli’nin çok iyi değerlendirmesi gerekir.
O nedenle savaşı kuralına göre oynayanları tenkit etmek yerine bir an evvel
" Küresel Gücün (AB-D)" duyacağı sese odaklanmak uygun olur diye değerlendirmekteyim..Saygılarımla.
Fevzi MORAY
E.P.KD.ALBAY
http://www.kibris1974.com/
www.yenivolkangazetesi.net
http://morayfevzi.blogspot.com/
http://politikadergisi.com/
Bahçeli: Her şeyi göze aldık
"Şikayetimizi Türk Milletine yaparız.
Ülkemizdeki bir sorunu yabancı ülkelerin temsilcilerine iletmeyiz"
Bahçeli'nin bu sözleri Gandi Kemal'e ve ikide bir Brüksel'e giderek AKP'yi şikayet eden CHP yöneticilerine bir ders olmalıdır.
Ülkemizin sorunlarının çözümü için yabancı devletlerden medet ummak Atatürk'ün kurduğu parti olduğunu söyleyen CHP'ye yakışmakta mıdır?
CHP yönetimi mandacılıktan vazgeçmeli, tam bağımsızlık ilkesini savunmalıdır.
"Özelleştirmeden yana olsak ne olur, karşı olsak ne olur. Artık satacak bir şey kalmadı ki" diye topu taca atan CHP yöneticileri, Bahçeli'nin köprü, baraj vs. özelleştirilme çabalarına karşı takındığı tavrı da ibretle incelemelidirler.
"Federasyon özlemi çekenleri, ikinci cumhuriyet rüyası görenleri çok yakından takip ediyoruz."
“Bugün Cumhuriyetimizi tartışanların, başına numara vermeye çalışanların, üniter yapıyı parçalamayı arzulayanların, ayrılmaya ve dağılmaya rumuzlu mesajlarla davetiye çıkaranların, önceki nesilleri de bugünkünden farksızdır ve özellikle milli mücadele yıllarında melanet taraftarlarının zehirli eylemlerine fazlasıyla tanık olunmuştur”
-HAK PAR KONGRESİNE KATILAN AKP’LİLERİ ELEŞTİRDİ-
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Ankara’da bölücü menşeli bir siyasi partinin kongresinde, Türkçe dışındaki bir başka dilde marş okunmuş ve burada konuk olarak bulunan iktidar partisine mensup milletvekilleri bu marşı ayakta dinleyecek kadar alçalmışlardır. Şanlı bayrağımızın dahi salona asılmadığı bir kongrede, ayakta kimlere saygı gösterilmiştir?Bu neyin marşıdır ve kime aittir? Hayatlarında bir kez olsun gözleri yaşararak, ruhları kabararak kutlu İstiklal Marşımızı dinlememiş bu zevatların, bölücü taleplerin dillendirildiği yerlerde huşuyla saygı duruşuna geçmeleri, cumhuriyetimizin yıldönümünde rezalet ve küstahlık olarak her daim hatırlardan çıkmayacaktır"
Milletin yıldızına kem gözle bakanların, uydurma marşlarla kendi ihanetlerine mazeret arayanların ‘ey rakip’ diyerek Türk’e kinlerini kusanların AKP’nin yanında saf tuttuğunu kaydeden Bahçeli, Cumhuriyet’in tahrip olması için zaman ve fırsat kollayanların, AKP’nin sağladığı imkanlardan yararlandığını da söyledi.
-“YÜREĞİN YETİYORSA PKK İLE GÖRÜŞMELERİ MİLLETE ANLAT”-
“Sayın Başbakan yüreğin yetiyorsa, cesaretin varsa mertçe ortaya atılarak PKK’yla yapılan görüşmeleri milletimize anlatırsın”
"Federasyon özlemi çekenleri, ikinci cumhuriyet rüyası görenleri ve hayalleri uygulanmayan Sevr paçavrasının yapraklarında kalanları çok yakından takip ettiğimizi ve bizim de Cumhuriyetin ayakta kalması için her şeyi göze aldığımızı herkese bildirmek isterim."
-AKP VE CHP’YE BAŞÖRTÜSÜ ELEŞTİRİSİ-
+++++++++++++++++++++++++++++++++++
Bahçeli grup konuşmasında başörtüsü sorununu da değerlendirdi. AKP’nin yanında yer almak için heveslenen CHP’nin başörtüsü yasağının kalkması konusunda samimi olmadığını kaydeden Bahçeli, AKP ve CHP’yi milleti hayal kırıklığına uğratmakla suçladı.
Bahçeli, “Çarşaf giymiş hanımefendilere parti rozeti takarak, samimiyet ve siyasi dürüstlük ispat edilemeyecektir. Kabul edemeyeceğimiz bir boyuta ulaşmaya başlayan başörtüsü sorununu fırsatı ganimet gören bir anlayışla pazarlık malzemesi yapmak ana muhalefet partisinin düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibretliktir. CHP ve AKP çözüm karşısında direnç olmak için ellerinden gelen her türlü engeli çıkarıyor. Başörtüsü sorununun odaklandığı alanın üniversiteler olduğu malumdur. İşin içine kafa karışıklığı yaratacak ve şüpheleri tetikleyecek başka hususları sokmak, başörtüsü sorunu üzerinden korkuları depreştirmek, en başta çözümsüzlüğe lojistik destek sağlayacaktır. Yoksa CHP’nin ve AKP’nin istediği bu mudur” diye konuştu.
-“BAŞBAKAN’IN SÖZLERİ TALİHSİZLİK”-
Başbakan Erdoğan’ın “Başını örtmeyen hanım kardeşim, kalkıp başı örtülü olan için ‘senin için bu mücadeleyi vereceğim’ diyemiyor” şeklindeki sözlerini ‘kendini bilmezlik’ olarak nitelendirdi.
“Bu seviyesiz ve başkalarına görev hatırlatan değerlendirme sahibinin, bu ülkede Başbakanlık makamını işgal ediyor olması inanın büyük bir talihsizliktir. Sayın Başbakan bu sorunun çözüm yeri nettir. Vatandaşlarımızı itham etmekten, özellikle başı açık hanımefendileri suçlamaktan bir an önce vazgeçmek senin ve partinin hayrına olacaktır. Başbakan’ın kendisinde ve çevresinde olmayan hoşgörüsüzlüğü ve samimiyetsizliği başkalarına yıkmaya ve ihale etmeye çabalaması da mutlaka geri tepecek ve bu zihniyete Türk kadını en güzel cevabı mutlaka verecektir”
-CHP LİDERİNE “AB’YE ŞİKAYET” TEPKİSİ-
Bahçeli, grup toplantısında, geçen hafta Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Almanya Cumhurbaşkanı’nı da eleştirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkalarının teşviki, cesaretlendirmesi ve yol göstericiliğiyle yürüyecek bir devlet olmadığını söyleyen Bahçeli:
“Konuşmasında ne hikmetse, kültürel çoğulculuktan bahseden Almanya Cumhurbaşkanı sıra Almancanın öğrenilmesi ve Alman yaşam biçiminin kabul edilmesiyle ilgili değerlendirmeye gelince tavizsiz bir duruş sergiledi. Kendi devlet, millet gerçeklerinden ve ilkelerinden ödün vermeyen bu zihniyet sahibinin Türk milleti için aynı hassasiyeti göstermiyor olması çelişkili ve çifte standartlı bir Batılı yaklaşımı olarak hafızalarımıza kazınmıştır”
dedi.
Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu üyesiyle yaptığı görüşmede HSYK seçimleri ile medya üzerindeki baskılardan yakınmasını da eleştirdi.
Bahçeli:
“HSYK seçimlerini biz de eleştirdik. Ancak bizim aklımızdan hiçbir zaman ülkemizdeki bir konunun, sorunun ya da iç politika alanına giren bir meselenin yabancı ülkelerin temsilcilerine iletilmesi gelmemiştir. Biz AKP hükümetinin yanlışlarını ve hıyanete uzanan politikalarını yüzüne vururuz şikayetimizi Türk milletine yaparız”
diye konuştu.
-“MİLLETİN KÖPRÜ VE OTOYOLLARINDAN ELİNİZİ ÇEKİN”-
Bahçeli, her şeyi satan hükümetin şimdi de gözünü otoyol ve köprülere diktiğini söyledi:
“Başbakan mirasyedi gibi önüne geleni satmakta ve milletin kazandığını düşüncesizce harcamaktadır. Otoyollardan köprülerden ne istiyorsunuz? Artık milletin köprüsünden, otoyolundan, barajından elinizi çekin, yoksa milletimiz o eli çektirmesini iyi bilecektir”
Bahçeli özelleştirme bürokratlarına da:
“İktidara yaranmak ve göze girmek için olmayacak işleri proje diye sunmayın, atacağınız her imzanın mutlaka hesabı sorulacaktır”
diye seslendi.
--
Pazartesi, Kasım 01, 2010
Gazi ve Şehitlerimi hor görenleredir sözüm.
GAZİ VE ŞEHİTLERİMİZİ HOR GÖRENLEREDİR SÖZÜM.
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım,
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan diğer silah arkadaşlarım gibi ben de 31 yıl Kara Kuvvetlerin savaşçı sınıfında (Piyade) vatan ve millet aşkıyla görevimi yapmanın gayreti içinde olmuştum. Yeri geldiğinde dış güçlerin , yeri geldiğinde ‘gündüz kuzu, gece kurt’ olan içimizde ki mahlukların acımasızlıklarını , ‘keser döner sap döner bir gün gelir hesap döner’ düşüncesiyle içime gömmüştüm. “Ayağını basmadığın yer vatanın değildir” ilkesiyle heybetli arazilerin en tepe noktalarını haykırma ve içimi boşaltma yeri olarak bellemiştim.
Bir zamanlar, teröristleri kıstırıp imha etmenin eşiğindeyken, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün vefatından bu yana gelmiş geçmiş iktidarların dış güçlere ve içimizdeki vatansızlara verdiği vaatler(!) nedeniyle öldürücü hamlelerimiz sürekli boşa çıkarılmıştı.
Türk milletinin bağrından çıkan kutsal ocağın fedakar evlatlarına ( Türk Ordusu=Türk halkı) yapılan saldırılarla bir günde birkaç kez ölmekteyiz. Vatanını ve Türk insanını sevenlerin düşman ilan edildiği , suçlu olup dışarıda elini kolunu sallayarak gezen insanların rağbet gördüğü bir ülkede yaşar olduk.
Artık tahammülümüzün kalmadığı bilinmelidir.
Ancak yürekler parçalayan tüm olumsuzluklara rağmen umudumuzu asla yitirmedik ve yitirmeyeceğimiz de çok iyi bilinmelidir..
Anlamlı gösterimi izledikten sonra ümitlenerek siz sevgili dostlarıma , bu vesileyle Türk ulusunu hiç bir gücün yıkamayacağını ve umutlarını söndüremeyeceğini bir kez daha haykırmak istedim..
Buradan içimizdeki sapkınlara ve dışımızdaki bizi bilmezlere diyorum ki, karşılık beklemeden bu vatana hizmet yolunda biz ölümü göze alanları hiç bir güç yıpratamayacak ve saf dışı edemeyecektir..Bu savaşı bizim kazanacağımızı ve Türkiye’nin ilelebet payidar kalacağını adım gibi biliyorum..
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım, çatışmada sakat kalan kahraman askerimizin, tedavi gördüğü hastanenin hekim odasından , görev yaptığı komutanlığa bağlanarak dile getirdikleri karşısında inanınız göğsüm kabardı, bir çocuk gibi sevinç gözyaşlarına boğuldum.
Emekli olmamın üzerinden 11 yıl geçtikten sonra damarlarımdaki kanın tıpkı gençliğimdeki gibi coşkuyla aktığını hissetmekteyim.
O isimsiz kahraman askerimizin söylemleri ; hiç şüpheniz olmasın ki, düşmanların kulaklarına küpe, suratlarına atılan tokat olacaktır.
Yine O kahraman Mehmetçiğimizin söylemleri; bu zor hayat şartlarını onunla paylaşan ve yapılan vicdansızlıkları unutmayan kahraman Mehmetçiklerimize ise güç ve azim verecektir.
Bizlere yaşatılan acılara rağmen insanın gururunu okşayan ve göğsünü kabartan bu gösterimi izleyip de ağlamayacak Türk olabilir mi sorarım sizlere dostlarım?
Ey! Okyanus ötesinden insanlık suçu işleyenlere maşalık yapan günümüzün teknoloji mühendisleri ve benzeri şahsiyetsizler (!) sizlere sesleniyorum..Gösterimi izledikten sonra gerçek Türk’ün mevcudunu tespit etmekte hiç zorlanmayacaksınız. Karşılaştığınız rakamlar karşısında küçük dilinizi yutacak ve Türk'ün gücünü, kim olduğunu ve neleri yapabileceğini çok iyi anlamış olacaksınız.
Dünyanın en güçlü orduları arasında en başlarda yer almak her ülkenin harcı değildir. Bu nedenle son olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizde özveriyle hizmet veren ve fakat tahrik edilerek yoldan çıkarılmaya çalışılan ‘komuta kademesine’ naçizane bir mesajım olacaktır.
Türk ulusu bu muhteşem mertebeye bileğinin gücü ve yüreğinin asaletiyle ulaşmıştır. Ve o mertebeden hiç bir güç ordumuzu ayaklar altına almaya muktedir olamaz. O nedenle fütursuzca gerçekleştirilen çirkin eylemlere karşı mutlaka zamanında tepki gösterilmeli ve cengaver Türk Silahlı Kuvvetlerin tesçillenmiş ‘ünü’ sonsuza kadar yaşatılmalıdır.
Çünkü Türkiye’mizi , sürüklenmeye çalışıldığı karanlıktan kurtaracak başka bir silahlı güç yoktur.
Şu sıralar askerimize yapılan yoğun saldırılara dayanma gücümüz sıfırlanmışken ,umutsuzluğumuzu ortadan kaldıracak , ileriye güvenle bakmanıza imkan verecek ve kanayan yaralarımıza merhem olacak gösterimle ben Türk’üm diyen herkesi baş başa bırakıyorum. 31 Ekim 2010 Antalya
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene”
Lütfen , CTRL ve farenin sol tuşuna aynı anda basar mısınız?
Sevgi ve saygılarımla..
Fevzi MORAY
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım,
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan diğer silah arkadaşlarım gibi ben de 31 yıl Kara Kuvvetlerin savaşçı sınıfında (Piyade) vatan ve millet aşkıyla görevimi yapmanın gayreti içinde olmuştum. Yeri geldiğinde dış güçlerin , yeri geldiğinde ‘gündüz kuzu, gece kurt’ olan içimizde ki mahlukların acımasızlıklarını , ‘keser döner sap döner bir gün gelir hesap döner’ düşüncesiyle içime gömmüştüm. “Ayağını basmadığın yer vatanın değildir” ilkesiyle heybetli arazilerin en tepe noktalarını haykırma ve içimi boşaltma yeri olarak bellemiştim.
Bir zamanlar, teröristleri kıstırıp imha etmenin eşiğindeyken, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün vefatından bu yana gelmiş geçmiş iktidarların dış güçlere ve içimizdeki vatansızlara verdiği vaatler(!) nedeniyle öldürücü hamlelerimiz sürekli boşa çıkarılmıştı.
Türk milletinin bağrından çıkan kutsal ocağın fedakar evlatlarına ( Türk Ordusu=Türk halkı) yapılan saldırılarla bir günde birkaç kez ölmekteyiz. Vatanını ve Türk insanını sevenlerin düşman ilan edildiği , suçlu olup dışarıda elini kolunu sallayarak gezen insanların rağbet gördüğü bir ülkede yaşar olduk.
Artık tahammülümüzün kalmadığı bilinmelidir.
Ancak yürekler parçalayan tüm olumsuzluklara rağmen umudumuzu asla yitirmedik ve yitirmeyeceğimiz de çok iyi bilinmelidir..
Anlamlı gösterimi izledikten sonra ümitlenerek siz sevgili dostlarıma , bu vesileyle Türk ulusunu hiç bir gücün yıkamayacağını ve umutlarını söndüremeyeceğini bir kez daha haykırmak istedim..
Buradan içimizdeki sapkınlara ve dışımızdaki bizi bilmezlere diyorum ki, karşılık beklemeden bu vatana hizmet yolunda biz ölümü göze alanları hiç bir güç yıpratamayacak ve saf dışı edemeyecektir..Bu savaşı bizim kazanacağımızı ve Türkiye’nin ilelebet payidar kalacağını adım gibi biliyorum..
Sevgili dost ve silah arkadaşlarım, çatışmada sakat kalan kahraman askerimizin, tedavi gördüğü hastanenin hekim odasından , görev yaptığı komutanlığa bağlanarak dile getirdikleri karşısında inanınız göğsüm kabardı, bir çocuk gibi sevinç gözyaşlarına boğuldum.
Emekli olmamın üzerinden 11 yıl geçtikten sonra damarlarımdaki kanın tıpkı gençliğimdeki gibi coşkuyla aktığını hissetmekteyim.
O isimsiz kahraman askerimizin söylemleri ; hiç şüpheniz olmasın ki, düşmanların kulaklarına küpe, suratlarına atılan tokat olacaktır.
Yine O kahraman Mehmetçiğimizin söylemleri; bu zor hayat şartlarını onunla paylaşan ve yapılan vicdansızlıkları unutmayan kahraman Mehmetçiklerimize ise güç ve azim verecektir.
Bizlere yaşatılan acılara rağmen insanın gururunu okşayan ve göğsünü kabartan bu gösterimi izleyip de ağlamayacak Türk olabilir mi sorarım sizlere dostlarım?
Ey! Okyanus ötesinden insanlık suçu işleyenlere maşalık yapan günümüzün teknoloji mühendisleri ve benzeri şahsiyetsizler (!) sizlere sesleniyorum..Gösterimi izledikten sonra gerçek Türk’ün mevcudunu tespit etmekte hiç zorlanmayacaksınız. Karşılaştığınız rakamlar karşısında küçük dilinizi yutacak ve Türk'ün gücünü, kim olduğunu ve neleri yapabileceğini çok iyi anlamış olacaksınız.
Dünyanın en güçlü orduları arasında en başlarda yer almak her ülkenin harcı değildir. Bu nedenle son olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizde özveriyle hizmet veren ve fakat tahrik edilerek yoldan çıkarılmaya çalışılan ‘komuta kademesine’ naçizane bir mesajım olacaktır.
Türk ulusu bu muhteşem mertebeye bileğinin gücü ve yüreğinin asaletiyle ulaşmıştır. Ve o mertebeden hiç bir güç ordumuzu ayaklar altına almaya muktedir olamaz. O nedenle fütursuzca gerçekleştirilen çirkin eylemlere karşı mutlaka zamanında tepki gösterilmeli ve cengaver Türk Silahlı Kuvvetlerin tesçillenmiş ‘ünü’ sonsuza kadar yaşatılmalıdır.
Çünkü Türkiye’mizi , sürüklenmeye çalışıldığı karanlıktan kurtaracak başka bir silahlı güç yoktur.
Şu sıralar askerimize yapılan yoğun saldırılara dayanma gücümüz sıfırlanmışken ,umutsuzluğumuzu ortadan kaldıracak , ileriye güvenle bakmanıza imkan verecek ve kanayan yaralarımıza merhem olacak gösterimle ben Türk’üm diyen herkesi baş başa bırakıyorum. 31 Ekim 2010 Antalya
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene”
Lütfen , CTRL ve farenin sol tuşuna aynı anda basar mısınız?
Sevgi ve saygılarımla..
Fevzi MORAY
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
