Salı, Eylül 12, 2017

TEKNOSA!  YETKİLİLERİ;  MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ  KONUSUNDA UYGULAMALARINIZ YÜREKLER PARÇALIYOR! İÇLER ACITIYOR!
       Dağ, Taş Demeden ülkemin  En Ücra Köşelerinde vatanı savunmak adına  31 yıl fiilen Mücadelesi Verdim. Bu sürede Askeri Üniformayı Şerefle  Taşıdım. Alnımın akıyla da 1999 Yılında  Piyade Kıdemli Albay Rütbesiyle Kutsal Yuvamdan Emekli Oldum. 
      Ben Bu Savaşı ; sizler evinizde ve iş yerlerinizde Rahat Ve Huzur İçinde  bulunasınız diye vermiştim. Ancak tutum ve davranışlarınız ruhsal ve  sinirsel yapımı alt üst etmiş ve  hicap   vericidir!.
      Meğer, telefonla yapılan konuşmaların, tarafınıza yazılı olarak gönderdiğim aydınlatıcı bilgilerin  bir anlamı yokmuş!..
      En önemlisi de anlattıklarımı göz ardı ederek beni üç kuruşluk bir cihaz için bir kalemde silip attınız!. Bu kadar ucuz mudur insan olmanın  bedeli?!
      Yoksa sizce her şey paraya mı endekslidir!?  
      Oysa ben; ağzımdan çıkanın senet kabul edeceğini,  bana güveneceğinizi  ve   sorunumu  çözeceğinizi    umut etmiştim! 
      Kurumunuzca,  mesnetsiz  gerekçeler ileri sürülerek ( su teması vb.)  iki kez  tamir için sizlere gönderdiğim cep telefonumu, hiçbir işlem yapmadan elinizin tersiyle itercesine iade ettiniz!.. Hem de sizlerle aşağıda paylaştığım şartname koşullarını dikkate almayarak yaptınız bana bu eziyeti!..
Sizlerle paylaştığım metin aşağıdadır: 
      “22 Haziran 2016  tarihinde  Fethiye/ TEKNOSA şirketinden   GENERAL MOBİLE GM5PLUS DUAL ROSEGOLD MARKALI VE 359678071159040 ÜRÜN SERİ NUMARALI AKILLI TELEFON SATIN ALDIM. Cihazın yasal garanti süresi iki yıl olarak  sigorta poliçesinde belirtilmiştir.  Yalnız hırsızlık ve kazaen zarara uğratma teminatı  BİR(1) YIL İÇİN GEÇERLİDİR ŞEKLİNDE de KAYIT DÜŞÜLMÜŞTÜR. 
12 06 2019 YILINA KADAR GEÇERLİ OLAN TEKNOSA İHTİYARİ GARANTİ SÖZLEŞMESİ DE TARAFIMDAN  Fethiye TEKNOSA’da tanzim  edilerek  264.00 LİRA EK sigorta ücreti ÖDENMİŞTİR.”
       Uygulamalarınızla   huzur içinde yaşayacağım  emekliliğimin 25 gününü  resmen Çaldınız. 
      Yazıklar olsun, sizin gibi  devasa görünümlü!  Kuruma!...
      Daha evvel   başka bir cep telefonumun arızasında da aynı sorunları yaşatmıştınız. Sonra  yanlıştan dönüp hatanızı telafi ettiğiniz için teşekkür etmiştim, hatırlar mısınız bilmem?  Yani Müşterilerinizle  olan sorunlarınızda  sınıfta kaldığınızı  gösteren  çok sayıda sabıkanız vardır!...      
      Sabıkanıza ilişkin binlerce örnekten,  şahsımı ilgilendirdiği nedeniyle yalnız birini vererek sizi tekrar uyarmam/uyandırmam mı  gerekiyor?!.
      Alın o halde örnek: 
      TEKNOSA KURUMU, (………..07-08 -2013 tarihinde Balçova ege park Teknosa' dan  986736 FATURA NUMARASIYLA aldığım  GT-S5830 SAMSUNG   markalı ikinci telefonumda   garanti belgesi henüz dolmadığı halde aynı sıkıntıları yaşatmıştı!….. ) 
      Konu derindirancak telefon ve yazışma kayıtlarına bakılırsa durumun vahameti anlaşılır. 
      Bundan dört yıl kadar evvel  olan  sorunun çözümünde yardımlarını esirgemeyen sayın Aysun Korkmaz hanımı bir kez daha  sitayişle anmak varmış, meğer!....  
 Beni en çok yaralayan konuyu  kısaca açıklamaya geldi sıra: 
      Hani diyorsunuz ya “ telefon görüşmeleri   hizmet kalitesi   bakımından kayıt altına alınmaktadır” diyehalde kayıt altına alınan  konuşmaları tekrar dileyiniz ve  müşterilerin nasıl çıldırtıldığına bir kez daha şahit olunuz.  
      Günümüzde yaşanan soruna dönecek olursak , 0850 222 55 99  üzerinden TEKNOSA Müşteri temsilcisi ile görüşmemde  ““  GENERAL MOBİLE yetkili servisine  gönderilen ürününüzde kullanıcı kaynaklı hata tespit edilmiştir, bu nedenle telefonunuzu alamıyor ve bir işlem yapamıyoruz.” şeklinde üzüntü verici   açıklama yapılmıştır. 
      Bunun üzerine telefondaki müşteri temsilcisi,  KASKO POLİÇESİ hakkında verdiğim  aydınlatıcı bilgilerden sonra  haklı olduğuma ikna olmuş ki,  cihazın,  açıklanan prosedüre göre ( ptt kodu, fatura sureti, hasar nedeni , hasar kodu vb.)   anılan adrese gönderilmesini  uygun bulmuştur. Müşteri temsilcisinin sevindirici önerisi karşısında ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. İşte budur dedim. 
      23 08 2017 tarihinde ise istenen evraklar tanzim edilerek arızalı telefonum  601806452numaralı posta koduyla  tarafımdan  TEKNOSA  Genel Müdürlüğü  merkezine  gönderilmiştir.  
       Gelelim  şahsıma 11 Eylül 2017 tarihinde yaşatılan  hüzün verici gelişmeye. 
       KARGO TAKİBİNDE anılan cep telefonumun   28 08 2017 tarihinde  ilgili bölüme gittiği, tatil nedeniyle ancak 05 09 2017 tarihinden itibaren işleme konulduğu belirtilmekteydi.  
      09 Eylül  2017 tarihinde onarımının tamamlandığını ümit ettiğim telefonumun belirttiğim İzmir/ Narlıdere’deki  adresime teslim edileceği,  yine PTT KARGO sorgulamasında açıkça  görülüyordu. 
      Büyük bir sevinçle PTT’ye gittim, koliyi aldım ve eve geldim!.  Paketi açtım ve ne göreyim, cep telefonum, TEKNOSA tarafından şahsıma hiçbir açıklama yapılmadan ve cihazıma da dokunulmadan aynen İZMİR/ Narlıdere adresime postalanmıştır!..
      Şimdi sizlerden  isteklerim vardır. 
1- Üç beş kuruşluk bir cep telefonu için  mesnetsizce gerekçeleriniz  beni hayal kırıklığına uğratmıştır. 
2- Yılların  getirdiği  ruhsal ve sinirsel  rahatsızlıklarım  sayenizde tavan yapmıştır. Yaptığınızla iftihar edebilirsiniz!...
3- Son olarak  diyorum ki, en kısa sürede mağduriyetimi önlemelisiniz. Sorunlara yaklaşımınız, bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu nedenle hatanızı telafi ediniz. Aksi takdirde TEKNOSA’nın kapısını çalmayan insanların çoğalacağı günlere hazırlıklı olunuz..
4- Güvenimi kazanmanız ve  maddi, manevi  kayıplarımı en kısa zamanda telafi etmeniz dileklerimle!!!
Fevzi MORAY                                                                                                                                                 VATANSEVER
REFERANSIM: 


Salı, Şubat 02, 2016




                      KONU RAHMETLİ BARIŞ  MANÇO OLUNCA 
                      SÖYLEYECEKLERİM  VARDIR BENİM…


Sevgili dostlarım, sürekli memleket meselelerine  yoğunlaşmanın  insanlığa faydadan çok zarar verdiğine, ruhsal sağlığını bozduğuna  inananlardanım. Ara sıra  hayatımızı güzelleştirmenin, yüklendiğimiz stresi güzel sanatların   huzur veren  dallarında  boşaltmanın  sayısız yararları vardır. Dünya tarihine başarılarıyla damga vuran  devlet ve bilim adamlarının  yaşamları mercek altına alındığında  güzel sanatlardan  beslendikleri görülür 

Verilecek örnekte, insanlığın imrenerek ve gurur duyarak sözünü  ettiği  Ulu Önderimiz  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK  ve  Fizikçi Albert Einstein en başlarda yer alır. Geçmiş yüzyılın tartışmasız   mümtaz kişiliği  olan  Ulu Önderimiz ATATÜRK’ ün tüm başarılarının altında “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından  biri kopmuştur” değişi yatar.

 

1921 yılında modern fizik ve Nobel Ödülüne  layık görülen Albert Einstein ise, tarihe modern fiziğin babası olarak geçmiştir. Gelin görün ki, tarihe altın harflerle ismini yazdırmış  bilim adamının güzel sanatlara olan tutkusu,  insanlık yararına  büyük  değişimlere imza atmasına  vesile olmuştur.

 

O nedenledir ki; müzik/ Resim ve benzeri  sanat kollarından  beslenenler, geçici de olsa  sıkıntılarından uzaklaşıyor ve daha  akılcı mücadele etme imkanı yakalayabiliyorlar.

Yazımın sonuna aldığım Linkler  tıklandığında dilerim  bizlerin yaşında olanlar  benim yaşadığım duyguyu  yaşayıp nostalji yapma imkanı bulurken,  bu çağın  güzel sanatlara  tutkun  gençleri  ise  ülke yararına  etkin hizmetler verirler..

 

Aşağıdaki resimlere baktığımda, kardeşim olan Nur Moray’ın,  1970’li yıllarda Kadıköy ticaret lisesinde okurken,  Milliyet gazetesinin  her yıl düzenlediği  liseler arası müzik yarışmalarında kendine ait bestelerle iki kez arka arkaya Türkiye birinciliği aldığı günleri anımsadım. Sonraki yıllarda  bir yandan esas mesleği olan muhasebeciliği başarıyla sürdürürken,  bir yandan da  müzik yaşamına, önce Barış Manço ile birlikte kurduğu Kurtalan Ekspres gurubunda  devam etmiş, daha sonraları  Edip AKBAYRAM,  Mavi Işıklar, Kaygısızlar , Erol Evgin  gibi önemli müzik  gruplarıyla  çalışmış , bestelerini plaklaştırarak  müzik adına  kalıcı başarılara imza atmıştır.  

                                                 ***                                       

 Konu, ölene kadar  onsuz yaşayamayacağım  ‘müzik’ olunca, biraz da  naçizane  kendimden bahsetmemi bağışlayın lütfen. Öğle anlaşılıyor ki müziğe olan tutkumuz  aileden genlere  işlemiş. Kuleli Askeri Lisesinde ve  Kara Harp Okulunda  müzikten  beslenerek  yaşantımı renklendirdiğimi  söylemeliyim.                                                

Askeri okul yıllarında,  Moda’da bulunan dört katlı cumbalı evimizin bodrum katı bu güne damgasını vuran  müzik tutkunlarının prova yapması için özel hazırlanmıştı.

Kuleli Askeri Lisesinden  evci iznine çıktığım günler bende aynı kadroya Tumba, Bongo, Darbuka  gibi  perküsyon  aletleriyle eşlik ederdim..

 

Kıtaya çıkışım ve başarılarımın kaynağı  olan müzik tutkum:

 

Zor şartlarda  ülkemin her yöresinde görev yapan bir asker olarak  kardeşim Nur Moray gibi profesyonelce müzik yapma şansımın olmadığı malumunuzdur. Ancak işimden artan zamanımı  o çok sevdiğim,  dinlerken ve icra ederken huzur bulduğum müzikten beslenmemek, beni insanlıktan çıkarabilirdi  diye düşünüyorum.

Daha sonraları insanların  huşu içinde dinlediği  romantik  ve kulağa hoş gelen
şarkıları uzun yıllar kışlalarda, Ordu evlerinde, tatil beldelerinin  çeşitli eğlence mekanlarında istek üzerine zevkle mırıldandım. Sevenlerce alkışlandığım sürece ruhuma  iyi ve kulağa hoş gelen müzikleri dinlemekle birlikte, amatörce icra etmeyi de sürdüreceğim.

Çünkü, insanları birleştirmenin, kötülüklerden uzaklaştırmanın  güzel sanatlarla bütünleşmekten geçtiğinin bilincindeyim. En derin sevgi ve saygılarımla..
01 Şubat 2016- İZMİR

Fevzi Moray


 yazıyı tıklar mısınız?





 45’lik plak :Nur Moray:  Gerçek Sevgi
yazıyı tıklar mısınız?






















     



 yazıyı tıklar mısınız?

 

 45’lik plak :Nur Moray:  Gerçek Sevgi


yazıyı tıklar mısınız?                              

 


                                                     

 

Pazartesi, Nisan 20, 2015

“VATAN YOKSA , SENDE YOKSUN DİYENLEREDİR SÖZÜM.”

Hayati kararların alınmasında çok etkin olan  Küresel Güç’ün  istediği tek şey;  ülkede   kontrollü ve fakat etkisiz bir  muhalefet yaratarak ,  kendine biat eden  iktidarla  birlikte  Türkiye’ye biçilen  oluşumun  -rejim değişimi(!)-  gerçekleşmesini sağlamaktır.

Mehmet Ali .Çelebi , Engin Alan , Erdal Sarızeybek   ve ismini hatırlayamadığım   nice vatanseverler,  ülkemizin  kalkınmasına  ve  hür yaşamasına  katkıları olacağına yürekten inandığımız   değerlerdir.. Doğal olarak bu değerlerin günümüz  Türkiye’sinde  millet vekili  adayı gösterilmesi  de yürek istiyor , güçlü bir omurga gerektiriyor.

Hayallerimizin, umutlarımızın  kırılmasında  baş sorumlu  olarak  küresel gücü sıkça öne  çıkarmamdan endişe duyduğunuzu biliyorum. Heyecanımızı yok eden , gayretlerimizi, ümitlerimizi  boşa çıkaran  ‘doyumsuz kan emicilerin’ , ülkemizi kedere boğan eylemlerini  sizlerle sık sık  paylaştığım için  de lütfen beni  bağışlayınız.

Ama gerçekleri bilmekle yetinmeyip , hedef kitleyi  uyandırmanın,  mücadeleyi  kazanmanın ilk basamağı olduğunu da unutmayalım..

Doğru bilgilenmek ve akılcı mücadele etmek ,  bizleri bu vatanda hür ve mutlu yaşamaya  götüren en önemli ilkedir, aksini düşünmek  istemiyorum.

Son zamanlarda meslektaşlarım ve   dostlarımdan yaşatılan her hayal kırıklığının altında  “ Yok artık her hususun altında küresel güç aramayın” şeklinde   tepkiler alıyorum. Ve fakat  her hayati girişimin  hemen  ardından  bizi kahreden sonuçlar  önümüze serilince; Kayahan’ın  sözleriyle “Yine bana hüsran, yine bana hasret kaldı, yine bana karanlık günler kaldı,”  dizelerindeki  acıları yaşamak kalıyor, biz vatanseverlere…

Gayem siz değerli dostlarımın ümitlerini  kırmak  asla olamaz. Her seçim öncesi; İnşallah ben haksız çıkarım düşüncesiyle,  görüşlerime muhalif olan sevgili kitlemin  kulağa hoş gelen önerileriyle umutlanıyor , haklı çıkmaları  için   Allah’ıma yalvarıyorum.
Sonuçlar  hüsran olunca , adeta kaderimiz olan aldatılmaktan yıkılıyor, kahroluyoruz....

Bu gün  siz dostlarımla,  ‘Neden  Hedef Türkiye’  sorusundaki   endişeleri  hafızalarınızda canlı tutmanız  kaydıyla ,  içinizi karartacak,  ümitlerinizi kıracak bir tablo çizmek yerine , ülkemizde yaşanan sorunları ve bu sorunları giderici hal tarzlarını  paylaşmak istiyorum .
                                                            xxxxxxxx
 “VATAN ,  ANADOLU vb. partilerin  parlatılması.”
Sorun yeni türeyen partiler olunca diyorum ki, Sayın Emekli general Naci Kaptan’ın    kaleme aldığı  hayati öneriler,  şu sıralarda  yeni kurulan (!?) ve itibar gördüğü farz ve kabul gören   Vatan partisinin özellikle  meslektaşlarımca umarım dikkate alınır.

 Bana “ Hala YCHP ile birlikte misin? Artık  Vatan’da buluşma zamanı gelmedi mi kardeşim” diyen silah arkadaşlarıma , bir kez daha ve dikkatlice sayın Naci Kaptan’ın fikirlerini çürütecek  cevaplar vermelerini  özellikle rica ediyorum... İşte silah arkadaşım Emekli General Naci Kaptan’ın kaleme aldığı sorunlar ve hayati değerdeki önerileri…

Yukarıda sayın Kaptan tarafından kaleme alınan  görüş ve önerilerin  altını çizerek okumanızı tavsiye ediyorum.., Okumaya zaman bulamayanlar için  üç yazıdaki can alıcı bölümleri ,  virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyorum..

Birinci yazısının  özeti:  “CHP hiç gecikmeden VATAN PARTİSİ – DSP – ANADOLU PARTİSİ ile ve bu cepheye katkı sağlayabilecek partilerle güç birliğine gitmelidir. Bu cephe en kısa zamanda gerçekleştirmelidir.”

İkinci yazısının özeti: “Vatan Partisinin yeni oy kaynağı yine CHP seçmeni olacaktır. CHP erozyona uğrayarak bölünür ve  zayıflarken,  AKP’ye  yine  tek başına iktidar koltuğuna oturma imkanı doğacaktır.  Bu ise RTE  başkanlığının tescilidir. Bu nedenle yaptığınız çağrılar , şayet AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak istiyorsanız AYAĞINIZA KURŞUN SIKMAKTAN öte değildir. Hatta bu kurşun Laik Cumhuriyet’e , Aydınlanma devrimlerine , Türkiye’nin geleceğine sıkılan kurşun olacaktır.”

Üçüncü yazının özeti:   “Vatan partisinde olduğu gibi ,Anadolu  partisinin  de oy alabileceği temel kaynak  doğrudan CHP’dir. İşte tuzak buradadır. AKP’yi sandıkta alt edebilecek olan CHP , VATAN ve ANADOLU partileri tarafından bölünerek zayıflatılacaktır.
Büyük olasılıkla her iki parti de barajı geçemeyecek , geçse bile CHP’nin oyları bu partilere kaymış olacaktır. ÖZETLE DEĞİRMENİN SUYU AKP’YE AKACAKTIR.”

Cevap bekleyen sorular bunlardır, sevgili dostlarım.


VATANINI SEVEN , BU UĞURDA GÖZÜNÜ KIRPMADAN  MÜCADELEYE EVET DİYEN  BİR YURTSEVER OLARAK  İNŞALLAH BU KEZ ALDANMAYIZ VE  TÜRKİYE KAZANIR. 17 Nisan 2015  

En derin sevgi ve saygılarım, uyanık olanlara , halkı uyandıranlaradır..
Fevzi Moray
VATANSEVER